Bir adam evlenmişti. Zifaf gecesinde eşi gözyaşları içinde ona şöyle dedi: “Ben hamileyim. Ne olur beni ört; Allah da kıyamet gününde seni örtsün.”
Kadın, derin bir pişmanlık ve büyük bir hüzün içerisindeydi. Adam ise onun bu haline merhamet ederek ayıbını örtmeyi kabul etti.
Birkaç ay boyunca onu insanların gözünden uzak tuttu.
Doğum vakti geldiğinde kadın çocuğunu dünyaya getirdi. Bunun üzerine adam ona:
“Çocuğu bana ver, gerekeni ben hallederim.” dedi. Akşam namazı vakti çocuğu alıp dışarı çıktı.
Mescide doğru giderken cemaatin namaza girmek üzere olduğunu gördü. Herkes içeri girdikten sonra bebeği mescidin kapısına bıraktı.
Namazdan çıkan insanlar kapının önünde bir bebek görünce hayret ve şaşkınlık içinde:
“Bu çocuk kimin? Kim bıraktı bunu?” diye sormaya başladılar.
O sırada adam öne çıkıp şöyle dedi:
“Onu bana bırakın, ben himayeme alırım. Kendi evladım gibi yetiştiririm.”
Ardından bebeği alıp eve döndü ve annesine teslim ederek şöyle dedi:
“__Al yavrunu. Artık insanların nazarında senin ayıbın örtülmüş oldu__.”**