Herkese Merhaba
Bugün sizlere Gülcan Korkmaz kaleminden Cezayir Pastanesi kitabının yorumu ile geldim
Nisan ayının sıradaki kitabı 2025 yılı basımlı 188 sayfalık bir kitap
•Galata’nın gölgeli sokaklarından, burnunuza burcu burcu tarçın ve kavrulmuş un kokularının geldiği o büyülü mekana; Cezayir Pastanesi’ne davet ediyorum sizi.
•Hikayemiz, İstanbul’un kalbinde, zamanın sanki dış dünyadan daha yavaş aktığı, nostaljik bir pastanede geçiyor. Galata Kulesi’nin gölgesi, sadece bir manzara değil; karakterlerimizin geçmişinden kaçıp sığındıkları bir liman gibi. Dışarıda kar taneleri tıpkı birikmiş hayal kırıklıkları gibi sessizce yere düşerken, Cezayir Pastanesi’nin içi ise her daim sıcak, her daim tanıdık. Ama bu sıcaklık sadece fırından değil, paylaşılan yalnızlıklardan geliyor.
Amir; Cezayir’den İstanbul’a sadece valizini değil, geçmişinin ağır yükünü ve vicdan azabını da getirmiş gizemli bir adam. Annesinin kaybından kendini sorumlu tutan, duygularını kelimelerle değil, yaptığı tatlılarla anlatan bir ruh. Onun için bazı kokular insanın vatanıdır ve o vatanı her gün mutfağında yeniden kuruyor.
Leyla; Kendi benliğini ararken Amir’in sessizliğinde kendi aynasını bulan, onun yaralarına bakarken aslında kendi kırıklarını onaran o şefkatli el.
•Amir ve Leyla’nın yolları bu küçük pastanede kesiştiğinde, aralarında klasik bir aşktan çok daha derin bir yoldaşlık başlıyor. Kitapta her tarif, aslında bir hatırlama biçimi. Basbousa ile çocukluğun o saf günlerine dönüyoruz, Tamina ile en derin yaslarımızı tutuyoruz, Makrout ile söylenmemiş sözlerin kıvamını alıyoruz.
•Cezayir Pastanesi, aslında hepimizin aradığı o aidiyet duygusunun peşinden gidiyor. Hikâye boyunca İnsan geçmişinden kaçabilir mi? diye soruyoruz. Ama sonunda anlıyoruz ki; bazen bir hikâye gittiğin yerde biter, geldiğin yerde başlar. Amir ve Leyla için de bu pastane hem bir sonun hem de yepyeni, umut dolu bir başlangıcın adresi oluyor.
Yazarımızın kalemine sağlık
Kitap ile ilgili düşüncelerinizi yorum bırakabilirsiniz
Okumayı ihmal etmeyin
im t u b i s ʚĭɞ