Zeynep Kaçar, “Yalnız”da öyle büyük olaylar anlatmıyor aslında. Ama tam da bu yüzden etkileyici. Gündelik hayatın içinde, çoğu zaman fark etmeden geçtiğimiz duyguların üzerine eğiliyor: yalnızlık, sıkışmışlık, anlaşılmama hissi… Karakterin iç dünyasına girdikçe, bir noktadan sonra onu okumaktan çok yaşamaya başlıyorsunuz.
Kitapta en çok hoşuma giden şey, abartıya kaçmadan derinlik kurabilmesi oldu. Dili sade ama boş değil; aksine, bazı cümleler insanın aklında kalıyor ve dönüp dönüp düşündürüyor. Öyle altını çizmelik çok “slogan” cümle yok belki ama bir bütün olarak metnin bıraktığı his oldukça yoğun.
Ben okurken yer yer kendimi de sorguladım. Çünkü anlatılan yalnızlık, öyle uzak bir yalnızlık değil. Hepimizin bir yerinden tanıdığı, belki kabul etmek istemediği bir hâl. Bu yüzden kitap bittikten sonra bile etkisi devam ediyor.
Kısacası “Yalnız”, hızlı tüketilecek bir kitap değil. Sindirerek, biraz da kendine dönerek okunması gereken bir metin. Büyük beklentilerle değil ama açık bir zihinle okunduğunda çok daha fazla şey veren bir kitap olduğunu düşünüyorum.