Ah Raif Efendi.
Eline gerçekten nadir geçen bir şeyi, o duyguyu, resmen kendi kendine harcamışşın.
Sevdiğin kadınla olan kısmı okuyunca insan diyor ki “işte bu, gerçek bir bağ.” Orada bambaşka birisin. Daha canlısın, hissediyorsun, hatta biraz cesaretin bile var. Ama sonra ne oluyor? Sanki o kişi sen değilmişsin gibi geri çekiliyorsun.
Tamam, hayat zor olabilir, insanlar kırılabilir. Ama sen biraz fazla erken pes etmişsin gibi. Bu durum beni aşırı rahatsız etti. Çünkü aslında yapabileceklerin varmış ama sen denememeyi seçmişsin.
Keşke biraz daha direnseydin, biraz daha sahip çıksaydın duygularına, her şey farklı olabilirdi belki.
Belki de hikâyenin en can sıkıcı tarafı bu: Kaybetmen değil, baştan kabullenmiş olman.
Yine de seni tamamen haksız bulamıyorum. Çünkü senin derdin biraz da içinden çıkamamak. Her şeyi içinde yaşayıp dışarı verememek. Bu yüzden hem anlıyorum seni hem de sinir oluyorum.
Ah Raif Efendi, biraz daha çabalasaymışsın keşke.
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali