Love bombing, duygusal bir atom bombasının üzerine pembe simler döküp
'Al bu bir hediye' demektir.
Adam seni bulutların üzerine çıkarıyor ama oksijen tüpü vermeyi unutuyor; çünkü niyet zaten seni yaşatmak değil, düştüğünde çıkacak sesin akustik kalitesini ölçmek.
Sana bir mucizeymişsin gibi davranması senin yüceliğinden değil, kendi 'ikna kabiliyetinin' ihtişamından kaynaklanıyor.
Emek veriyor, evet; ama bir bahçıvanın çiçeği sevmesi gibi değil, bir kilit ustasının 'açılmaz' denilen kasaya duyduğu o sapkın merakla...
Kasa açılıp içindeki o kıymetli ruhu görünce, 'Eee, bu kadarmış' deyip anahtarı foseptiğe fırlatıyor.
Kısacası evlat; sabahın ilk ışığından gece yarısına kadar süren o yoğun ilgi, aslında bir 'ilgi' değil, bir kuşatma harekatıdır.
Ve maalesef, bu savaşta en çok havai fişek patlatan taraf, aslında cenazeyi en erken terk edecek olandır.