Gönderi

10/10
·808 syf.··
2026 56. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 12:18
Bu kitabı okurken aldığım hazzı anlatmam mümkün değil. Bitirdiğim için de hem mutluyum hem de bu kadar iyi bir romanı hayatta kaç kere okuyabilir ki insan, diye düşünüp üzüldüm. Okuyup da beğenmediğim Llosa kitabı olmadı ama “Katedral’de Sohbet” bir başka sahiden. 1950’ler Peru’suna, Odria diktatörlüğü dönemine götürüyor bizi Llosa bu kitabında. Yerlileri, gazetecileri, öğrencileri, sanat ve ticaret camiası, bakanları, polisleri, kısacası her kesimden insanıyla ülkeyi resmediyor. Totaliter bir rejimin çarklarının nasıl döndüğünü anlatıyor; hileli seçimler, sansürlü haberler, provokatörlü grevler, çıkar ortaklıkları gibi tüm mekanizmalarıyla muazzam bir diktatörlük yapılanması çiziyor. Ki bu romanında Peru için yapıyor bunu, ileride de bir diğer büyük eseri “Teke Şenliği”nde Dominik Cumhuriyeti, “Zor Zamanlar”da da Guatemala için yapacak. Sekiz yüz sayfa boyunca aslında birkaç saatlik tek bir sohbeti okuyoruz: Aristokrat bir aileden gelen ancak kendine farklı bir yol çizmeyi seçen Santiago, barınağa götürülen köpeğini ararken babasının eski şoförü Ambrioso ile karşılaşıyor ve Katedral adlı bara oturup eski günlerden konuşuyorlar. Tabii söz konusu Llosa olunca dümdüz bir sohbet değil bu, aksine ne anlattığından ziyade anlatımın eşsizliği için okunası metinlerden. Öncelikle zaman ve anlatıcı sıçramaları çok yoğun olarak kullanılmış. Özellikle ilk bölümde neredeyse her bir cümle başka bir zamandan başka bir olayı anlatıyor; eş zamanlı ilerleyen film kareleri misali bir cümlede bir olayı ikincisinde diğerini okuyor, aynı anda iki hatta çoğunlukla üç sahnenin anlatımını takip ediyorsunuz. Llosa’yı tanımayanlar için çok zorlayıcı olabilir bu ama tanıyanlar, özellikle bu tekniği çok yoğun olarak kullandığı bir diğer eseri “Yeşil Ev”i okuyanlar büyük keyif ve hayranlıkla okuyacaktır bence. Çünkü kurgu bu şekilde nasıl tasarlanır, hiç aksamadan, bu kadar pürüzsüz nasıl böyle sıçramalarla anlatılır, yüzlerce sayfa boyunca aynı anda birkaç sahne nasıl anlatılır, farklı farklı bu kadar küçük parça böyle zikzaklar çizerek nasıl bu kadar kusursuz bir araya getirilebilir, inanılmaz! Bir başyapıt olmasının yanında Llosa’nın külliyatı içinde de özel bir yere sahip eser. Öncelikle tüm maharetini, kullanmayı sevdiği tüm yazım tekniklerini ve çevresinde dolaşmayı sevdiği tüm mevzuları içeren bir kitap bu. Daha da önemlisi, Llosa, siyasi görüşünü, hatta çokça eleştirildiği radikal dönüşümünü ve nedenlerini anlatmış bir yerde bu eserinde. Daha sonra “Julia Teyze” romanında da göreceğimiz otobiyografik unsurlar da var yine bu kitabında. Kısacası, benim okuduğum en iyi romanlardan biriydi kesinlikle. Latin Amerika edebiyatı sevenlere öneririm. Ancak okuyacaklara naçizane tavsiyem Llosa’ya bu kitabıyla başlamamaları olur.
Katedral'de SohbetMario Vargas Llosa · Can Yayınları · 2022156 okunma
··
3.090 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Hiç Llosa okumadım ama çok merak ettiğim bir yazardır. Siz hangi kitabıyla başlamamı önerirsiniz İpek Hanım ?