Puan vermedi·432 syf.····Okunma: 27 Nisan 2026 22:17 Vedat abi severdim seni, yine de sevmek isterim seni..
Eser , 70’li yılların Türkiye’sindeki siyasi çalkantıyı arka fon olarak kullanmış. Asıl mesele, Muhsin’in iç dünyasındaki, ilişkilerinde ve sürekli sorgulayan ruhunda.
Muhsin, zengin bir ailenin oğlu. Ankara’da felsefe okuyor. Dışarıdan bakıldığında her şeyi var gibi görünse de, içinde derin bir boşluk taşıyor. En yakın arkadaşı Salih’in devrimci coşkusuyla tanışıyor. Sol düşünceye yaklaşıyor, fakat bir türlü kendini tam olarak veremiyor. Bu kararsızlığın en çok yansıdığı yer ise ilişkileri oluyor. Bu ilişkilere aşk diyemeyeceğim. Aşk o kadar basit değil..
Eser boyunca Muhsin, farklı kadınlarla yaşadığı ilişkilerde hem aradığı sevgiyi hem de kendi kimliğini bulmaya çalışıyor. Özellikle Reyhan ile yaşadığı tutkulu ve karmaşık ilişki, kitabın ağır basan duygusal katmanı. Reyhan, güçlü, kararlı, ideolojik olarak net bir kadın. Muhsin ise ona hem tutkun hem de ondan korkuyor. Bir yandan onun yanında kendini eksik hissediyor, diğer yandan da bu ilişkiyi sürdürmek için sürekli kendini kandırıyor gibi. Bu ilişki , Muhsin’e büyük heyecan ayrıca derin bir yalnızlık ve de yetersizlik hissi yaşatıyor.
Muhsin’in iç dünyası eserin merkezinde. Yeni bir kadınla tanıştığında aklıma sürekli aynı sorular takıldı. Acaba ne şekilde, nerede, nasıl yatağa atacak!!! İnsan dünyaya sadece yemek,içmek koynuna birini almak için gelmiş olamazdı, daha insanca sebep gerekti...
Sürekli ben kimim, ne istiyorum, gerçekten inanıyor muyum yoksa sadece rol mü yapıyorum? sorularıyla boğuşuyor. İlişkilerinde de aynı ikilem var: Tutkuyla bağlanıyor, ama tam teslim olamıyor. Hem devrime hem kadına hem de ailesine karşı aynı yarım kalmışlığı yaşıyor. Babasının ölümüyle memlekete döndüğünde bu sorgulama daha da derinleşiyor. Zengin bir ailenin çocuğu olarak devrimci çevrelerde dolaşırken hem sınıf farkını hem de kendi samimiyetini sorguluyor.
Muhsin, hem kendine hem başkalarına karşı sürekli yalancı tanıklık yapıyor gibi. Gerçek duygularını tam itiraf edemiyor, ideallerini tam yaşayamıyor. Roman, işte bu yarım kalmışlığın acısını en çok hissettirdiği yerlerde güçlü duruyor diyebilirim.
Okur olarak beğeendiğim diyebileceğim husus, Muhsin’in iç sesinin samimiyetiydi. Siyasi nutuklardan daha çok, geceleri yalnızken veya Reyhan’la birlikteyken yaşadığı karmaşık duygular akılda kalıyor.