Gönderi

Alıştıkça Uzaklaşmak
Puan vermedi·112 syf.··
2026 3. kitabı
Bazen hayat, insanı en çok sessiz yerinden sınar. Büyük kırılmalar, beklenmedik kayıplar ya da içten içe büyüyen boşluklar… İlk anda insanın içine oturur, nefes almayı bile zorlaştırır. Ama sonra, fark etmeden bir şey olur: İnsan alışır. İşte bu yüzden “İnsan alışıyor, her şeye alışıyor.” sözü, sadece bir cümle değil; insanın en çıplak gerçeğidir. Yabancı romanında Meursault’nun dünyaya karşı kayıtsızlığı tam da bu alışmanın uç noktasıdır. Annesinin ölümüne verdiği tepkiden, işlediği suça kadar her şeyde aynı mesafe, aynı duygusuzluk hissedilir. O, hayatın anlamını sorgulamak yerine ona karşı bir yabancı gibi durmayı seçer. Belki de bu yüzden “alışmak”, onun için bir savunma mekanizmasına dönüşür. Hissetmemek, kabullenmekten daha kolaydır. Ama burada rahatsız edici bir gerçek gizlidir: İnsan sadece acıya değil, anlamsızlığa da alışabilir. Sürekli ertelediği hayallerine, söyleyemediği sözlere, yaşamadığı hayatlara… Zamanla bunlar da normalleşir. Tıpkı Meursault’nun hayatı gibi; sade, düz ve bir o kadar uzak. Peki bu gerçekten yaşamak mıdır, yoksa sadece var olmak mı? Alışmak bazen iyileştirir, insanı ayakta tutar. Ama bazen de insanı kendi hayatının seyircisine dönüştürür. Çünkü insan en çok, hissetmemeye alıştığında kendinden uzaklaşır. Belki de asıl mesele alışmak değil; neye alıştığını fark etmektir. Eğer alıştığın şey seni duygularından koparıyorsa, seni hayattan uzaklaştırıyorsa, o zaman bu bir güç değil, bir kayıptır. Ve belki de en zor soru şudur: Sen gerçekten yaşıyor musun, yoksa sadece alıştığın hayatı mı sürdürüyorsun?
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,2bin okunma
·
33 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.