·168 syf.··Beğendi
···Okunma: 01 Mayıs 2026 21:47 Köpek Kalbi
Mihail Bulgakov’dan Köpek Kalbi. 1920’li yılların soğuk ve gri Moskova sokaklarından birinde ölmeyi bekleyen bir köpek, ismi Şarik.
Gençleştirme iksirini büyüyle değil de tıp bilimiyle bulabileceğini düşünen çılgın bir burjuva doktor, Filip Filippoviç.
Doktorun hırslı ama terbiyeli, iyi niyetli yardımcısı Bormental ve asistan Zina.
İnsan oğlunun acımasız ve vahşi yanı her zaman insanlara kendini göstermiyor. Ama çoğu zaman sokaktaki savunmasızlara, köpeklere ve kedilere yansıyor. Bu hikayede insanların zulmünden hep nasibini almış olan bir köpek var. Bedeninin yarısı acımasızca yakılmış, soğuk bir kaldırımda ölümü bekleyen Şarik.
O böyle dururken bir kahraman çıkageliyor. Şariği sahipleniyor onu besliyor. Şarik işte tam burada ilk defa insanlaşmaya başlıyor. Düşünüyor. Düşünüyor ve içinde bulunduğu durumu anlamaya çalışıyor. Pek tabii köpek beyni bunu anlamasa da Köpek Kalbi onu kurtaran Filip Filippoviç’e derinden saygı besliyor.
Ancak devamında okuyucu Filip’in bu hareketenin amaçsız olmadığını anlıyor. Aslında onun da bir çıkarı var. Burada bence Bulgakov burjuvaya göze parmak yapmadan harika bir eleştiri yapıyor. Burjuvanın asla ama asla işine düşmeyen şeye kolunu yormadığını gösteriyor.
En sonunda bizim doktor takımı bir gençleştirme deneyi için ölmüş bir suçlunun organlarını köpeğe naklediyorlar. Beklenilenin aksine gençleşmiyor. Hayvan insanlaşıyor. İnsanlaşırken aslında hiç de köpek halinde olmayan özellikler gösteriyor. Yani insan olurken aslında “vahşileşiyor”.
Ona terbiye vermesi gereken kişi ise Doktor Filip. Ben kendimi Filip’in yerine koyabildim. Kendimi bazen sol düşünceye sempati gösteriyormuş gibi görsem de, acaba yazarın anlatımından mı bilmiyorum, Doktoru haklı buldum. Aslında her nekadar burjuva da olsa, o kendisini bilime ve insanlığa adamış. Tabii bunu yaparken diğer sınıftan insanlara kaba davranıyor. Ve bu kaba davranmasını üst sınıftan olduğunu bilerek yapıyor. Yani onun kafasında insanların bazıları gerçekten ona göre aşağı seviyede. Bunu bilmek kitabı daha iyi anlamanıza yol açıyor.
Kitabın sonunda Doktor kendinin “zorla” ve zorbaca yarattığı varlığı, yine kendi eliyle ve kendi tarzında eski haline çeviriyor.
Bence en çelişkili yer şurası, onu eski haline getirerek doktor herşeyi eski haline getirdi zannediyor, ama mesele şu: olan oldu artık. Maymun gözünü açtı. Artık tüm insanlar, ve hatta hayvanlar bile bu yapılabilen şeylerin farkında. Aslında doktor farkında olmasa da dünyada bir şeyleri değiştirdi. Aynı sosyalizmin değiştirdiği gibi.