Bu inceleme tamamen spoiler içermektedir!!!
Puan vermedi·152 syf.··
2026 10. kitabı
" Dalından koparılmış, vazoda soldurulmuş bir çiçeği ne kurtarabilir? Bir vakitlerin görkemli ak zambağı Melek artık böyle bir çiçek olmuştu. Derinlerde bir yerlerde seziyordum bunu belki. Vazoda eskimiş, yaprakları hırpalanmış, al-karanlık bir gül ... " diyor kitapta Yalçın. Ama bilmiyor ki Melek hayatı boyunca hiç ak zambak olamamış ki. Annesi babası patronu bir de kocası derken hayattan tokadı yemiş de yemiş Melek. Üstüne utanmaz herkesin yaptığını Melek'e yapıp bir de beni seviyor musun diye sormaz mı? Sevgi diye bir şeyin varlığından haberi mi var ki Melek'in? Bir dedesi sevmiş, onu da hatırlayamıyor bile kızcağız. Ah ah, kitabın yaşanmış bir hikayeden alınması beni çok etkiledi. Doğruyu söylemek gerekirse hayatımda bu kadar iğrenç bir kitap okumamıştım. Her ne kadar okumak zor olsa da her bölümde farklı bir bakış açısı ve farklı bir gerçekle karşılaştırmış bizi yazar. Birinci bölüm zaten tamamen yargısız infaz. Sadece gözlerine bakıp bu bakışı biliyorum o suçlu demek akıl alır şey değil. Ama insana bir acaba mı diye düşündürmüyor da değil. Sonra yaşanan acıları bir bir Melek'in ağzından okuyoruz. İşte kitabın en can yakan kısmı burası. Yaşananları hayal ettikçe midem bulandı ama Yalçın bu hikayede ne düşünüyor diye merak edip okumayı da bırakamadım. Yalçın'a gelecek olursak. Diyorum ki Melek'i başta bir ak zambak olarak görmeseydi yine de o kızı kurtarmak isteyecek miydi? Hayır, hayır. Hiç sanmıyorum. Çünkü ateş düştüğü yeri yakar. Kitap bize resmen kim olursan ol insanların, toplumun seni gördüğü ya da kabul ettiği kadarsın demiş. Hayatta güzeller güzeli ak zambak da olsan insanlar seni koparıp iğrenç su dolu bir vazoya koyuyor, sonra da soldun diye seni yargılıyor. Kadına bakış açısından söz etmiyorum. Bu kişisel bir yorum meselesi değil, yazar durumu kitapta çok çok açık bir şekilde gözler önüne sermiş zaten.
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,7bin okunma
·
29 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.