Fikr-i sabit biri olduğumdan dolayı olsa gerek çok başarılı bilim insanları hakkında bir şeyler okuduğumda aklım hep aynı yere takılıyor.
Bilim insanı, bilim ekosisteminden bağımsız olarak düşünülemez.
Mesela bir anısını şöyle anlatıyor. Feynman 24 yaşında ilk sunumumu yaptım; çok heyecanlanlıydım vs vs vs. Sonrasında Profesör. Pauli yanındaki Einstein'e döndü ve sunumunun hipotezinin yanlış olduğunu söyledi (en azından katılmadığını ve Einstein'den destek görmek için ona yöneldi, sordu) ve Einstein ise Prof. Pauli'ye katılmadı. Hani Einstein çok duyulmuştur da; Profesör Pauli'nin de Nobel Fizik ödüllü olduğunu belirtmek iyi olacaktır.
Manhattan projesine katılması da etrafındaki bilim ekosisteminden gelir. Robert R. Wilson bir gün gelir ve kendisini gizli bir toplantıya davet eder; hatta oldu bittiye getirir ve Feynman'ı projeye dahil eder. Bu noktadan sonra da Oppenheimer ile çalışacaktır. Hatta kitaba göre bir yerden sonra Feynman'ın kendisi ufak bir takımın lideri olmuştur. Ama buradaki çıkış noktası önemlidir. Akşam bir çay içelim rahatlığında Feynman dünyadaki o an en önemli fizik projesine dahil edilmiştir. Ahlaki değerleri tartışmayacağım; ahlaki değerin bulunmaması da en önemli etkenlerdendir bu kararımda. Sonrasında Feynman da göreceli olarak pişman gözükecektir.
Buraya kadar yazdıklarım şu inançtan kaynaklıdır. Başarılı insanların ya da belli aşamaları geçmiş insanların çalışma disiplinlerinde, ya da eforlarında çok fark yok. Asıl büyük adımı atmaya yol açan farklılıklar genelde ekonomik imkanlar, etrafındaki insanların tavsiyeleri ve şans faktörü oluyor. Örneğin, çok başarılı bilim insanlarının erken kariyerlerinde kendi ekonomik durumlarının çok iyi olmadığı zamanlar vardır; ama laboratuvarlarının bütçelerine dair böyle şeyler pek okumayız.
Cevabı