Gönderi

TOPLUM BU MELODRAMDAN İBARET DEĞİL
1/10
·400 syf.··
2026 13. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2026 00:00
Orhan Kemal; bozuk düzenin nedenlerini göstermek, insanları uyarmak, gösterip uyarmakla da kalmayıp bozuk düzeni düzeltmeye çaba göstermelerini sağlamak için yazdığını dile getirir. El Kızı'nda ele alınan aile ve birey planında bu çatışmanın nasıl kötü sonuçlara yol açabileceğini göstermeyi hedefler. İlk etapta toplumsal gerçekçi bir yazarın bu hedefle bir kitabı yazması kulağa güzel gelse de kitabı okudukça kadın ve erkek arasındaki eşitsizliğin yazarın kaleminin gövdesinden mürekkebine nasıl işlediğini görmek mutlak surette ortadadır. El Kızı'nda kadın, erkek bakış açısıyla anlatılmıştır. Yani kadın iç dünyasıyla bağımsız bir birey değil çoğu zaman erkeklerin gördüğü ve tanımladığı şekillerde karşımıza çıkıyor. Kadın sürekli olarak özne olmamış bir cinsel nesne olarak anlatılmaktadır. Bir kadının özne olabilmesinin yolu yine cinsel arzular üzerinden sağlanmaktadır. Kitapta Jale(Neriman) özne olabilen bir karakterdir fakat gelin bakalım Jale'nin özneliği nasıl inşa edilmiştir: Jale Fransız Lisesi'ni kendi iradesi ile yarım bırakmıştır. Evlenmiş fakat evlendiği kişi gönlüne göre olmadığı için adamı terk etmiştir. Sonrasında yine kendi iradesi ile pavyonda çalıştığını iddia etmektedir. Yolları Mazhar ile kesişir ve evli olan Mazhar ile ilişki yaşamakta bir beis görmez ve Mazhar'ın eşi Nazan'dan boşanmasından sonra ''Avukat Mazhar Bey'in karısı Neriman'' oluverir. Romanda kadının konumu erkeğe göre şekillenmektedir. Bir kadın ancak bir erkeğin yokluğu ya da varlığına göre toplumda kabul ya da ret görmektedir. Romanda kadın karakterler batıl inançlara sahipken erkek karakterler her şeyi aklın ve bilimin ışığında açıklaya eğilimlidir. Fakat her şeyi aklın ve bilimin ışığında açıklamaya eğilimli Mazhar'ın karısını öldüresiye dövmesinde yine hiçbir sakınca yoktur. Yine aklın ve bilimin neferi Mazhar'ın oğlu Haldun'un(!), henüz on iki yaşında olan Yanyalı Nihat'ın kızının bedenine arzuları ile göz süzmesi ne kadar da aydınca(!). Vurgulanan erkekliğin devamını sağlayan vurgulanan kadın tiplemesi ise Hacer'dir. Gelini Nazan üzerinden güç ve iktidar kazanır. Bu davranışları ile ataerkiyi besler fakat hegemonyası Mazhar'ın Jale ile evlenmesi ile kırılır. Nazan: Ev içerisinden emeği ve cinselliği sömürülen kadındır. Romanda erkek, Nazan'ın küçük tanrısıdır. Bunun teyidini ise boşanıp İstanbul'a gittiğinde Rıza'nın tahakkümüne ve istismarına boyun eğmesi, hapse girdiğinde yine maskülen bir kadının taciz ve istismarına boyun eğmesi olarak gösterebilirim. Eleştirdiğim temel nokta ise kadın başına gelenlere karşı kadın kukla gibidir. Eylemsizdir. Asla ve asla kaderini değiştirmek için irade göstermez bu nedenle yazar kadını iradesi olmayan, olanlardan etkilenen bir nesne gibi yansıtmıştır. Bu kadın ve hatta insan gerçekliğe uygun değildir. Roman boyunca erkekler karşımıza aydın, devrimci, erdemli olarak lanse edilirken kadın eksik kusurlu olarak karşımıza çıkar. Kadının iç dünyası bu kitaptaki kadın karakter gibi ahraz değildir. Kadının toplumsal konumu erkeğe göre şekillenmemelidir. Kitap 1960'larda yazılmış, o dönem Türkiye'sinde hiç mi aydın Türk kadını yoktu? Toplumun gerçeği bu aile melodramından ibaret değildir.
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,2bin okunma
·
42 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.