cennetten kovulsak da bırakmayız birbirimizi asla
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 17:28
Kaybedilen mutluluğun, kovuluşun, pişmanlığın, isyanın, aşkın ve her şeye rağmen devam eden umudun epik bir anlatısı. Milton, insanın yaratılışını, Tanrı ve Şeytan figürünü klasik dini anlatımı referans alarak kendi hayal dünyasını, düşünce yapısını katarak epik bir anlatı ortaya çıkarmış. Bir kitabı okumadan önce yazarın yaşamını ve düşüncelerini öğrenmek eseri kavrama açısından çok faydalı diye düşünüyorum. Şöyle ki, Milton azılı bir cumhuriyet yanlısı bir kişidir. İngiliz İç Savaşı’nda Cromwell tarafında yer alarak monarşiye karşı tutumunu tutarlı bir şekilde sürdürmüştür. Aktif bir siyasi hayat, beraberinde siyasi metinler, broşürler derken hapis cezası alıp idam cezasına çarptırılır. Yakın çevresi sayesinde idam cezasından kurtulur, fakat bu zamanlarda körlük başlar. Kayıp Cennet kitabı da körken yazmıştır ve edebiyat tarihinde Kör Homeros olarak anılmaktadır. Şimdi yazarın hayatını cebimize koyup Kayıp Cennet dünyasına dalalım. Karakterler müthiş. Tanrı, Şeytan, Adem ve Havva. Daha ne olsun ki! Başlangıçta Şeytan oldukça baskın bir karakter, bir trajik kahraman gibi onun sözlerini okuyoruz. Sayfalar gittikçe gücü azalıyor, fikren ve şeklen tutarsızlıklarla ve kötülüklerle küçülüyor. Gurur ve narsisizmin temsili. Şeytan’ın Tanrı’ya isyanı saf kötücül bir mantıkla işlenmektedir. Ayrıca Milton, Şeytan karakterine inanılmaz derinlik vermiştir. William Blake’in bu durumu özetleyen sözü her şeyi açıklıyor: “Milton bilmeden Şeytan’ın tarafındaydı.” Ama tabii, bu işin abartı kısmı. Derinlikli bir Şeytan tasviri olsa da, ilerleyen sayfalarda ona yakın olmaktan uzak duruyor. Milton Tanrı’yı daha donuk ve sert olarak anlatmayı seçmiştir. Saf mantık ve yasa koyucunun ağırlığını hissettirmek için kitap boyunca çok fazla yer vermemiştir. Ama varlığı her zaman hissedilen, yaratılanların yer yer dua ettiği, pişmanlıklarını dile getirdiği, nefret edip isyan ettiği bir mutlak otoritedir. Havva. Kitapta dönemin düşünce geleneği ve dini anlatımının karışımıyla ikinci bir karakter olarak ortaya çıkar. Zayıf bir halka olarak görülse de, entelektüel derinliği, bilgiye ve bağımsızlığa olan tutkusu muhteşemdir. Tamamlayıcı ve harekete geçirici bir karakterdir. Safdır, berraktır ve Şeytan tarafından kandırılır. Gelelim Adem’e. Havva’ya karşı sevgisi çok güçlüdür. Hatta öyle bir güç ki, Havva’nın kandırılması, elmayı yemesi ve Tanrı’ya karşı gelmesi, Adem’in ona olan sevgisini kaybetmesine sebep olmaz. Adem isyan eder, Havva’ya kızar, derin bir acı çeker, söyledikleriyle hissettikleri arasında uçurumlar oluşmaya başlar, ama günün sonunda Tanrı’yı karşısına alarak Havva’nın yanında bu Dünya’nın içinde varlıklarını sürdürme mücadelesine başlarlar. Fedakârlık ve sadakat. Aynı zamanda Tanrı karşı isyanı da, bağlılığı da çok kuvvetlidir. Yer yer yaşanan onca acılara, zorluklara, kovuluşlarına isyan eder, yer yer pişmanlığını dile getirip af diler. İçtendir. İster inançlı olun, ister olmayın, bu eser iki kesime de hitap eden, oldukça dolu, farklı perspektiflerle yaşama ve yaratılışa bakan bir eser. Son olarak, bayıldım. Beklentimin çok üstünde bir eserdi. Keyifli okumalar diliyorum :)
Kayıp CennetJohn Milton · Pegasus Yayıncılık · 20151,442 okunma
·
135 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.