·576 syf.··Beğendi
···Okunma: 02 Mayıs 2026 20:30 Ta ki bulana dek eksik olduğunu fark etmediğim o parçam gibisin… Seni bana ait olduğunu ilk gördüğüm an anladım.
Merhabalar canlarım
Ben geldim! Bugün sizlere çok sevdiğim bir yazarın yepyeni kitabıyla geldim: Köprü Kralı (gerçekten daha kapağından kalbimi çaldı diyebilirim)
Kitap zaten başlı başına harikayken, Türkiye’de bir ilke imza atıp kutudan karakter çıkması detayı… (yani tamam, bu kadarına da pes! resmen beni benden aldı)
Konusuna kısaca değineyim:
Miray Kuzu… İki yıl önce anne ve babasını kaybetmiş, kardeşi Miraç’la hayata tutunmaya çalışan genç bir hemşire. (burada içim parçalandı, gerçekten çok zor bir hayat)
İki yıllık sevgilisi olan doktordan yeni ayrılmış ama aynı hastanede çalışmaya devam ediyor ve borçlarını ödemek zorunda. Nöbet sırasında yaşadığı tartışmanın ardından hastane müdüründen aldığı haberle bambaşka bir sürece giriyor.
Alzheimer hastası bir babaanneye bakma görevi veriliyor… Üstelik bu işi ona eski sevgilisi ayarlıyor! (sinir seviyem: tavan )
Derken bir kaza… Ve o kazada karşısına çıkan kişi…
Kurtarıcısı… Ve aynı zamanda yeraltı dünyasının güçlü ismi: Köprü Kralı Pars (işte burada “eyvah ben düşüyorum” dedim)
İkilinin hikâyesi tam anlamıyla bir otobanda başlıyor ama kalpte devam ediyor… (ilk görüşte aşkı sevmem diyenleri bile ikna eder)
Yoruma gelirsek…
Ben zaten Merve’nin kalemine bayılıyorum ama bu kitap… başka bir seviye! (abartmıyorum, gerçekten değil )
Miray’ın kardeşine hem anne hem baba olması… O fedakârlık, o sevgi… (okurken birkaç kez durup düşündüm, “ben olsam yapabilir miydim?” diye)
Pars… Küçük yaşta Köprü Kralı olmuş, sert, duvarlı ama bir o kadar da derin bir karakter. Miray’a olan hisleri… (o içsel çatışmaları yok mu… ah kalbim)
Ve Suzan babaanne!
Kesinlikle kitabın yıldızıydı! (net söylüyorum, bazı sahnelerde kahkaha attım)
Onların ikiliyi yakınlaştırma çabası ve o son sahne… (evet, orada gözyaşlarımı tutamadım )
Pars’ın Miray’a her yaklaşmak istediğinde yaşadığı o ikilem… Ve yaptığı hatalar… (ah Pars, ah… neden yaptın be adam )
Onur ve Pars atışmaları da efsaneydi!
Enişte-kayınço enerjisi tam gazdı! (bir noktada “siz ayrı kitap çıkarın” dedim içimden)
Ama…
Yıldırım ve Derin…
Allah’ım o iki karakter! (kitabın içine girip dövesim geldi, abartmıyorum)
Ve final…
Oraya hiç girmiyorum. (ama şunu söyleyeyim: hazır olun )
Eğer:
İlk görüşte aşk
Mafyatik erkek
Güçlü kadın karakter
Gün ışığı & huysuz ilişkisi
Duygusal ama sürükleyici bir hikâye
arıyorsanız… bu kitap TAM SİZLİK!
Ben okudum, bayıldım ve gönül rahatlığıyla öneriyorum.
Alın, okuyun, okutun! (sonra gelip benimle konuşun çünkü yalnız fangirllük yapmak istemiyorum )