10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
The Guardian gazetesini okurken geçenlerde Zadie Smith bir söyleşi yazısına denk geldim. Kendisi konuşmasında, 'En son ne zaman erkek yazar okudum hatırlamıyorum... Ölmüş erkek yazarları çok tartıştık ve konuştuk artık,' demiş. Sonra gidip kitaplığıma baktım; ne kadar kadın yazar, ne kadar erkek yazar var? Daha önce bu açıdan bir ayrım yapmamıştım, okuduğum sadece 5 kitap vardı. Hep erkek yazarların gözünden bakmıştım kadınlara. Yazarları 'iyi' veya 'kötü' olarak ayırmıyorum ancak hiçbir kadın yazarın perspektifinden bakmamıştım dünyaya. Sonrasında kendimden utandım ve birkaç kitap daha aldım . Bu kitapla o dönem karşılaştım; yazarın kendisini zaten 'Middle East, Middle East of whom?' videosundan tanıyordum. Biyografisini okuyunca daha detaylı ve derinden incelemek istedim. Nawal El Saadawi dünyaya ne diyordu? Kitabın İngilizcesi Pdf hali mevcut internetten aratabilirsiniz. Toplumsal konular; özellikle siyaset, eşitsizlik ve cinsiyet meseleleri ilgimi çekiyorken, bu merakı beslemek adına ülkemizin komşu ülkelerini tanımaya ve anlamaya başladım. Çünkü kendi kültürümün bağlantıları da oralardan geliyor. Bizimle %60 oranında ortak kültür paylaştığımız bu ülkelerde din ve cinsiyet rolleri nasıl yaşanıyor? Örneğin, 2008 yılına kadar genital mutilasyon (kadın sünneti) Mısır'da yasal bir uygulamaydı. Böyle bir toplumda kadın olmanın çok daha zor olduğuna eminim. Kendimizi 'liberal(!)' olarak nitelendirdiğimiz toplumumuzdan farklı ama benzer kültürlere sahip toplumlardaki kadınların neler yaşadığını ve bu konunun nerelere vardığını merak etmiştim. Kitap, inanılmaz güzel betimlemeleriyle beni gerçekten içine çekti ve sarıp sarmaladı. Başkarakter Firdevs'i (Firdaous) düşünmeden edemiyorum. Aslında kitap sonunda erkeklere nefret aşılamıyor; aksine erkeklere karşı bir nefret değil, bir farkındalık yaratıyor. Her düşüncenin ve her davranışın geçmişte bir karşılığı olduğunu anlatıyor. Babasızlığın, annesizliğin, küçük yaşta sahipsiz kalmanın ağırlığını... Bir de kadın olarak doğmuşsanız, bu sahipsizlik hissi daha da derinleşiyor ve o içindeki boşluk bir bakmışsın dibini göremediğin bir kara deliğe dönüşmüş. İşin sonunda birbirimize sadece 'insan' olarak bakabilseydik, bunlar birer sorun olarak kalmayacaktı. Hem kadınların hem erkeklerin zihninde bir farkındalık kapısı açacağını düşündüğüm olaylar hızlı gelişiyor ancak asla havada kalmıyor. Bu da kitabın sevdiğim başka bir özelliğiydi. Derin kesiklerin izleri kalıyor. Geçmişteki eski acıların nesilden nesile aktarılıyor . Eğer o sorunu çözemezseniz, yüzyıllar önce alınmış bir karar; yüzyıllar boyu süren bir nefrete ve bozulmuş bağlar olarak günümüze büyük kar topu olarak dönüşüyor. Eski problemleri yeni 'alet edevatla' çözmek gerçekten çok zor çünkü vidanın ucu tornavidaya uymuyor. Evet, biriken sorunların üstesinden gelmek için her zaman bir yol vardır ancak... Kitabı okuyan herkesle buluşup üzerinde uzun uzun konuşulabilecek bir eser. 'Keşke arkadaşlarım olsaydı da bu kitap hakkında konuşsaydık,' dediğim anlar oldu. Yazarın seçtiği imgeler, yöntemler ve olay akışı, bir biyografiden çok daha çarpıcı ve insanın içine işleyen bir akıcılıkta. Okuyacak herkese tavsiyemdir. Artık her kadının okumasını isteyeceğim bir yazar.
Woman At Point ZeroNevâl El-Seddavi · Zed Books · 201526,3bin okunma
·
46 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.