Bir Zaman Kaybının Hikâyesi...
3/10
·88 syf.··
2026 35. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 22:29
Bu yıl okuduğum, bana göre en tahammül edilemez kitaplardan biri! Daha ilk sayfalarda metinle aramda kurulamayan bağ, ilerledikçe bir mesafeye değil, açık bir kopuşa dönüştü. 85 sayfalık bir kitapta ilk 30 sayfayı “sabret, birazdan açılacak” umuduyla geçirmek zaten başlı başına bir sorunken, metnin geri kalanı her sabrın sonunun selamet olmadığını apaçık ortaya koydu. Okurla kurması gereken ilişkiyi daha en baştan kaybeden bir metnin, sonradan bunu telafi edebilmesi pek mümkün değil; burada da tam olarak olan buydu. Metin boyunca tekrar eden bir ruh hali var: bitmek bilmeyen bir memnuniyetsizlik, sürekli kendini yineleyen bir iç sıkıntısı ve neredeyse refleks hâline gelmiş bir sızlanma dili. Bu, derinlikli bir varoluş sancısı değil; daha çok yüzeyde dolaşan, kendi etrafında dönüp duran bir huzursuzluk. Üstelik bu zayıf duygusal omurga, nesne betimlemeleriyle doldurulmaya çalışılmış. Masa, sandalye, parke, tabak… Bitmek bilmeyen bir eşya envanteri. Ancak bu detaylar dünyayı zenginleştirmek yerine metni ağırlaştırıyor; çünkü arkasında gerçek bir anlam, bir duygu yoğunluğu ya da karakterle kurulan organik bir bağ yok. En temel problem ise şu: ortada ne doğru dürüst bir hikâye var ne de tutunabileceğim bir karakter. İnsan zihni boşlukla değil, anlamla beslenir; burada ise boşluk bile yeterince sahici değil. Okur olarak ne bir dönüşüme tanık oluyorum ne de bir içsel yolculuğa dahil ediliyorum. Geriye sadece zaman kaybı hissi kalıyor. Açık konuşayım: Bu kitaba verdiğim parayı sokaktaki hayvanlara mama olarak harcasaydım, en azından somut bir karşılık alırdım. Burada ise geriye kalan tek şey, gereksiz yere tüketilmiş bir dikkat ve sabır. Okur kalın...
KusursuzlukVincenzo Latronico · Yapı Kredi Yayınları · 2026173 okunma
·
125 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.