Gönderi

Puan vermedi·304 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2026 00:00
Ölüm döşeğinde insanın hayatı bir film şeridi gibi gözünün önünden geçer mi sahiden? Geçerse neler düşünür, neler ona keşke dedirtir, neler mutlu olduğu anlardır, bize emanet edilen hayatın ne kadarını layıkıyla yaşayabilmişizdir? Kendisiyle ilk kez tanıştığım ama külliyatına merak sardığım Suat Derviş’in bu romanı tam olarak tüm soruları cevaplıyor bizlere. Şadan, ağır ve ölüm döşeğinde bir hasta. Hastane odasında geçmişine doğru yaptığı yolculukta bizi de yanında götürüyor. Ailesinin dizinin dibinde geçirdiği huzur dolu günleri, ilk aşkını, dostluklarını, felekten çalınan gecelerin tam aksi yöne evrilen evliliğinin vehametini okuyoruz. Her şeyi duyuyor ama hiçbir şeye cevap veremiyor. Kafasının içinde geçmişi ile hesaplaşıyor daima. Hüzünleri, öfkesi, pişmanlıkları... Çok içselleştirip arkadaşım gibi gördüm Şadan'ı. Yaşadıklarının hiçbirini hak etmedi. Erkeklerden birkez daha nefret. Şadan'ın verdiği iyilikler hayat tarafından kötülüklerle dönmüş ona. Ne yazık ki mutluluk ona en çok layık olanın kapısını en son çalar. Şadan'ın kapısı hiç çalınmamış. Ölüm onun imtihanı olmuş daima. Sıra kendine gelince iğneyi batırmaktan hiç gocunmamış. Yazarın kaybetme duygusu, yas ve ölüm üzerine tespit ve sorgulamaları bize neden mutluluğu bu kadar hak ettiğini gösteriyor esasen. İyi ki bu eserle tanışmışım Suat Derviş ile. Tanıştıran canım Zeynos'uma çok teşekkür ederim. Bu arada Suat Derviş, Nazım Hikmet'e şu dizeleri yazdıran bir kadın: "Ağlasa da gizliyor gözlerinin yaşını; Bir kere eğemedim bu kadının başını.”
1000Kitap
Yeniden YaşayabilseydikSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2021304 okunma
··
24 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.