Spoiler içerir!!!
«Bir zamanlar annesiyle ırmakta yaşayan küçük bir karabalık vardı». Peki ya ne oldu da, küçük karabalık her şeyi bırakıp gitmeye karar verdi? Annesiyle güvenli bir yaşam sürdürüyordu. Ne uğruna vazgeçti?
«Balik birkaç gündür düşünceli ve çok az konuşuyordu». İşte burda aslında her şey başlıyor. İçimize kapanmak, çevremizi tartıp - düşünmək, merak etmek, sorgulamak. Toplumun bize gösterdiği yolu deyilde, başka bir yolu aramak.
«Irmağın nereye kadar gittiğini görmek istiyorum. Biliyor musun anneciğim, aylardır bu ırmağın sonu neresi diye düşünüp duruyorum... Nihayet, qigip ırmağın sonunu bulmaya karar verdim. Başka yerlerde neler olup bittiğini bilmek istiyorum», — küçük karabalık uykudan uyanmış, farkindalik kazanmış zihni temsil eder.
Elbette, derenin dışına çıkmak fikri, kimsenin hoşuna gitmez. Yaşlı balıklar kendi yolunu çizmek isteyen küçük karabalıka akıl öyretmeye çalışırlar. Ama mümkün mü böyle bir şey? Belki çoğu zaman evet, insan ne istediğini bilmiyorsa, vazgeçmesi çok kolaydır. Peki özgürlüğü isteyen, herkes gibi yaşamak istemeyen, yaşamın ne olduğunu arayan biri için nasıl?
Yuvayı terk etmek çok zordur, ama bireyin çocukluk evresinden çıkıp kendi yolunu çizmesi için zorunludur. Sancilidir, ama bizim özgür olmamız için önemlidir. Ve küçük kara balık yola cikar. Bu, sadece bir varoluş değilde, yaşamaya anlam katmak çabasıdır.
---
Benden bu kadar. Aslında anlatacak çok şey var, ama bu kadarı da yeterli.
Kısacası, yazar sadece bir "iskelet" sunar, o iskeleti ete kemiğe büründüren, ona ruh veren her okurun kendi iç dünyasıdır. Yani, hikayelerin içeriği hep size bağlıdır. Benim görüşüm bundan ibarettir.
Bu hikaye, çocuklar için masal ola bilir, ama bir yetişkin okursa, felsefe konularının icinde bulur kendini.
Anlamlı bir ölümün, anlamsız bir yaşamdan daha değerli olması.
Samed Behrengiye saygılarla...