·176 syf.··Beğendi
···Okunma: 03 Mayıs 2026 15:13 Kitaba başlarken sıradan bir lise gençlik draması okuyacağımı sanıyordum. Kontrol delisi ve her şeyi planlamayı seven ana karakterimiz Diana, okulun popüler ve kibirli çocuğu Eric, grubun sessiz ve görünmez gücü Hektor, gamsız Vanessa ve heyecanlı Lucas.... Ancak Noxborn: Uyanış beni öyle bir ters köşeye yatırdı ki, sayfaları nasıl çevirdiğimi inanın anlayamadım!
Buradan sonrası Spoiler İçeriyor:
Her şey sıradan görünen bir gecede, Hektor'un sokak ortasında kırmızı gözlü, vahşi bir gölge tarafından saldırıya uğramasıyla kontrolden çıkıyor. Yazar "Noxborn" (Gece Doğan) efsanesini öylesine ustaca bir fantezi-bilim kurgu harmanıyla sunmuş ki, kendinizi bir anda görünmez bir savaşın tam ortasında buluyorsunuz. Korumayı ve yaşatmayı seçen "Mavi Noxborn"lar ile, güç için kaostan ve yok etmekten beslenen "Kırmızı Noxborn"lar arasındaki o gizli çatışma okuyucuyu resmen içine çekiyor. Hektor'un mavi bir Noxborn'a dönüşümü, insanüstü gücünü fark etmesi ve en önemlisi "Kronokinezi" (zamanı durdurma) tılsımını keşfetme sahnelerini okurken nefesimi tuttum.
Kitapta beni en çok etkileyen kısımlardan biri, tehlikenin sadece dışarıdaki yaratıklardan değil, tam da okulun içinden, her sabah günaydın dedikleri öğretmenlerden gelmesiydi. Mavi koruyucu olan Biyoloji öğretmeni Bayan Penelope ile o soğuk, ürkütücü ve 1930'lardan beri hiç yaşlanmamış olan tarih öğretmeni Bay Adrian (Arthur) arasındaki gizli düşmanlık, hikâyeye harika bir gerilim katmış. Okulun bodrum katında gizlice üretilmeye çalışılan o korkunç deney yaratıklarını (Numara 4'ü) okurken kalp atışlarımın hızlandığını hissettim.
Ve tabii ki Eric... Bir dostun içindeki kıskançlık ve kibir tohumlarının onu nasıl zehirlediğini, Hektor'a duyduğu nefretin onu nasıl karanlığa itip bir "Kırmızı Noxborn"a dönüştürdüğünü izlemek hem çok çarpıcı hem de ürperticiydi. Kış Partisi'ndeki o muazzam final; devasa pullu yaratıklar, havada uçuşan mavi-kırmızı enerjiler ve patlak veren o büyük savaş resmen bir Hollywood filmi gibi gözümde canlandı.
Doğaüstü güçlerin, şok edici ihanetlerin, fedakar dostlukların ve karanlık sokağın her köşesinde sizi bekleyen tehlikelerin olduğu, temposu bir saniye bile düşmeyen bir kitap arıyorsanız Noxborn: Uyanış'ı kesinlikle okumalısınız. İkinci kitapta Hektor, Diana ve ekibi Kırmızılara karşı ne yapacak diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Serinin devamına geçmek için sabırsızlanıyorum!