%40 hayranlık, keyif ve üzüntü karışık, %60 yorgunluk hissettiğim bir kitap oldu.
Hayranlık, yazarın dilde çocukluğunu hatırlayabilme, yorumlayabilme becerisinden,
Keyif ve üzüntü, yalın çocukluk hatıralarının bizzat kendisinden,
Yorgunluk, aslında temel birkaç kavramın etrafında tekrar tekrar tekrar tekrar dönen anlatımından kaynaklandı.
Yazar bu kitabı, kendine kendini, çocuk Sartre'ı yetişkin Sartre yapan çelişkileri; acınası, samimi, boğucu ve dolambaçlı bir yoldan anlatmış, biz okurlar ise bu anlatımda yalnızca bir durak ve de aracıyız gibi hissettim.
Ancak, 'okumak' ve 'yazmak' iki başlığı altında ele alınan kitabı, Sartre'ın duygu ve düşünceler evreninin gelişimi otobiyografisinden çıkarıp erken okumalarının keşfi ekseninde incelerseniz, içinde o dönem ve öncesine ait bolca kitap ve referansla karşılaşacaksınız. Pardayanlar adı en çok geçen eserlerden biri. Griselidis ise benim aklımda en çok kalan hikaye oldu.