Puan vermedi·128 syf.····Okunma: 03 Mayıs 2026 18:25 Hikaye diyemiyorum kitaba, sanki bir durumu ve ruh halini uzun uzun yaşadım okurken.
Yalnız Kadınlar Arasında burjuva hayatın boşluğunu ve insanların iyi hayat yaşarken bile bir birleriyle nasıl kopuk oldukları anlatıyor.Birlikte vakit geçiriyorlar, konuşuyor, tüketiyorlar ama o kadar; birbirlerine değmiyorlar.
Rosetta’a bulunduğu çevrenin yapaylığını görüyor, ondan çıkmaya gücü yok ya da alternatif bir hayat kuramıyor gerçek olanla bir bağ kuramayacağını fark ettiğinde karanlık tarafı seçiyor ve bu da kitabın en karanlık tarafı.
Sürekli tekrarlanan “çalışmanın iyileştiriciliği” fikri beni biraz sıktı. Onlar biraz daha az zengin olsa, biraz çalışsa; biz de biraz daha az fakir olup biraz daha az çalışsak fena mı olurdu? Niye hep biz çalışmak zorundayız ki?
Belki de kitap şunu soruyor: Hayatta kalmak mı, yoksa gerçekçi olmak mı?
Çünkü Clelia uyum sağlıyor ve devam ediyor, Rosetta ise uyum sağlayamıyor ve kırılıyor.
Kitabın sonu yazılmadı da sanki çizildi. Aklımda kalan en net sahne: boş bir oda, bir kanepe, bir kadın… ve kapıyı tırmalayan bir kedi.
E bağlayayım artık
Yazarın tekniğini kusursuz saysak bile üzgünüm ben sıkıldım okurken ki kadın hakiyelerine bayılırım.