Ağızdaki Kuşlar, genel olarak tekinsiz bir atmosfer yaratan öykülerden oluşuyor ve bu tekinsizlik tamamen fantastik unsurlardan kaynaklanmıyor.
Mariana Enriquez, korkuyu ve rahatsızlık
hissini gündelik hayatın içinden çıkarıyor.
Hikâyelerdeki olaylar zaman zaman
gerçeküstü görünse de, altında yatan şiddet, yalnızlık, yoksulluk, kadınlık deneyimi ve toplumsal sorunlar o kadar gerçek ki okurken asıl ürpertici olanın bunlar olduğunu hissettim. Bu yüzden kitap hem tuhaf hem de tanıdık geliyor.
Gerçekliğin bu kadar karanlık ve rahatsız
edici bir şekilde anlatılmasını karizmatik bulduğumu da söylemeliyim.