Alev Yıkılmaz

‘’Bir çavdar ekmeği ile kırk kuruşluk kaşar peyniri aldım. Vapurun bomboş bir kenar kanepesine, birinci mevkiden sızan ışıkların ilk pencere arası loş bir yerini seçerek oturdum. Akşam yemeğimi yedim. Ölesiye yalnız, ölesiye mesudum. İçim kalabalık çekiyor. İnsanlar çekiyor. Çocuklar istiyorum: Haşarı, sarışın, esmer, edepsiz... Seyahatler çekiyor içim. Dünya yüzündeki tuzlu sularda ışıklı vapurların gittiğini, Paris'te kırmızılı, yeşilli, turunculu işaret fenerlerinin bulvarlar boyunca akan kõhne taksilere sis içinde yol gösterdiklerini, caddelerde, meydanlarda gotik binaların kayalar misali yükseliverdiğini; bisikletine tünemiş genç bir kadının türkü söyleyerek geçtiğini, pırıl pırıl matruş bir adamın pırıl pırıl bir bıçakla bonfile kestiğini; yalancı inciler içinde dolgun bir kadının Napoli'de, şarkılı bir kahvede fıstıklı dondurma yediğini; tayyare meydanlarının lokantalarında konyak içerek garip valizleriyle yolcular bekleştiğini; bir üçüncü mevki vagonda yaşlı bir adamın şehir içlerinden tren geçerken, gençken oturduğu kahveleri tanıyarak titrediğini... Yandan çarklı, suları döve döve köyüme götürüyor beni. Evimde anam, köpeklerim bekliyor. Şimdi kafasını koymuştur kuyruksuz, balkonun tırabzanına. Gökyüzünde yıldızlar var, sayısız.’’
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
13 Kasım’25 ‘’On nedime meselini biliyorsunuzdur,” dedi Agnes. Beş kadın kandillerine yağ getirmeyi hatırlamış, diğer beşi unutmuş.Nedimeler gece yarısı düğün için toplanırken akılsız olanlar korku içinde yanlarında yollarını aydınlatacak hiçbir şey olmadığını fark etmiş ve öbürlerinden yağlarını paylaşmalarını istemiş.Fakat akıllı kadınlar akılsızları geride bırakıp damadın peşinden düğünün yolunu tutmuş. Buradan alınacak ders insanın kıyamet gününe her daim hazır olması gerektiğiydi. Peki ama kadınların kendini beğenmişliği, elindekini paylaşmak istememesi akıllılık sayılıyorsa, dedi Agnes, ne biçim bir dersti ki bu? Nasıl oluyordu da caresiz arkadaşlarını geride bırakmış bu kadınlar cennete layık görülüyordu?’’
“bazı vakitler tren geçiyor evin yakınından yaşlanıyorum pencereden her bakışımda anna karenina'yı taklit ediyor zaman, atıyor kendini raylara. neden her aşk bir kadının cenazesini kaldırır mutlaka.”
Uykusu kaçan yaşlı bir orospu bir gün otel odasindan çıkar, karşı apartmanın aralık kalan sokak kapısını açar, altı kat merdiven tırmanıp hep karşı pencerede gördüğü genç adamın kapısını tıklatır. Hayat yolunu çizsin, kaderler birbirin karışsın , sorular cevaplansın, cevaplar kaybolsun diye bir orospunun uykusu kaçar ve öylesine, laf olsun diye, sadece konusmak için, gerçekten öylesine, odasından çıkar.