Gönderi

10/10
·152 syf.··
2026 73. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 18:03
İnceleme yazmak için 1 (BİR) saniye bile bekleyemeyeceğim bir kitaptı! Bu kitap tarif etmesi gerçekten zor olan kitaplardan biri oldu benim için. Çok uzun zamandır bekliyordum okumak için. Ne tam bir roman, ne hikaye kitabı, ne de oturup okuduğun klasik bir ‘şey’. Daha çok bir milyar yıllık yas tutma rehberi gibi bir şey çıktı önüme. (İncelemem ucundan azıcık spoiler içeriyor, uyarıyorum…) Kitabın kendi hikayesi bile başlı başına ilginç ya. C. M. Kösemen diye bir yazar, daha 17 yaşındayken yazmaya başlamış, 22'sinde bitirmiş ve 2006'da kendi sitesinde bedava bir dosya olarak yayımlamış. Ne yayınevi var, ne editör, hiçbir şey. Yıllarca internetin köşelerinde dolaşan hayalet bir kitap olarak yaşamış; sonra 2021'de bir özet videosu sayesinde birden viral olup klasik haline gelmiş. Yani aslında kitabın kendisi de garip bir "yokoluş ve yeniden doğuş" hikayesi yaşamış sayılır. Konuyu özetleyim: bir milyar yıl sonra, insandan türemiş bütün türler çoktan tükenmişken, geriye dönüp insan tarihini yazan yabancı bir tarihçi var. Ve bu tarihçi insan değil; hatta hiçbir insan-sonrası türün akrabası bile değil. Bambaşka bir genetik koldan gelmiş bir tür. İşte bu detay bende fena bir şey yaptı. Çünkü kitap aslında kimsenin yas tutmaya gönderilmediği bir cenaze gibi. Anlatan kişi sadece bir görev gereği orada. Hikaye, insanlığın Mars'ı kolonileştirmesiyle başlıyor. Sonra Mars-Dünya savaşı çıkıyor ve milyarlarca insan ölüyor (bu sadece bir paragrafta geçiyor ya, ölçek inanılmaz). Hayatta kalanlar Yıldız İnsanları denen bir üst-türe dönüşüp galaksiye yayılıyor. Tam böyle yayıldıkları sırada ise Qu denen tek-bilinçli yabancı bir tür sahneye çıkıyor ve cezalandırma başlıyor. Ama Qu öldürmek yerine, genetik müdahaleyle insanları onlarca grotesk türe dönüştürüyor. Solucanlar, İnsantilop'lar, Hedonistler, Böcekçiller… her biri ayrı bir trajedi. Beni en çok sarsan şey de bu zaten. Kitap her türü öyle soğuk, mesafeli bir dille anlatıyor ki; sanki bir doğa rehberi okuyorsun. Anlatıcı şoka katılmıyor, üzülmüyor, isyan etmiyor; ama satır aralarından bir milyar yıllık acı sızıyor. Mesela İnsantilop'lar: insan zihni var ama dört ayaklı otlayıcılara dönüştürülmüş canlılar. "Görürler ve anlarlar ama hiçbir şey yapamazlar" diyor kitap. Ya da makinelerin onları endüstriyel hammadde olarak yetiştirmek için bilinçlerini kasıtlı olarak koruduğu bir tür. Yani insanlık kendisini yetiştirir hale gelmiş, ama kendisi olduğunu bilen bir versiyonunda. Bence çağdaş hayvancılık etiğine bundan daha sert bir tokat atılamaz. Aslında kitabın asıl sorusu da "insanlığın geleceği nedir?" değilmiş. Soru şu: "bir tür ne zaman insan olmaktan çıkar?" Ve kitap cevap vermiyor. İnsantilop'lar da insan, Hedonistler de insan, hatta "insanların anlayamayacağı kavramlarda düşünen" Asteromorflar bile insan sayılıyor sonunda. Çünkü insanlık bir sınıflandırma olmaktan çıkıp bir akrabalık meselesine dönüşüyor. Bu hiç ferahlatıcı değil tabii, tam tersine daha çok acıtıyor. Kitap klasik bir roman gibi ilerlemiyor, daha çok saha defteri ya da tarih kitabı tadında. Görseller de yoğun ve bazıları açıkçası rahatsız edici (‘body horror’ dozu yüksek). Her bir çizimi ayrı ayrı incelemek gerekiyor resmen. Yazar bence inanılmaz yetenekli ve yaratıcı bir ressam. Sonuç olarak All Tomorrows benim için "okurken büyülendiğim ve beklediğime değen" bir kitap oldu. Kitabın kapanış cümlesi de bütün meseleyi özetliyor: "Önemli olan varılacak yer değil, yolculuğun kendisidir. Bugünü sevin ve bütün yarınlar sizin olsun!" Bilimkurguya, insan-sonrası düşünceye, spekülatif evrime ilgisi olan, bu tarz çizimlere ilgisi olan lütfen okusun!
All Tomorrows Bütün YarınlarC. M. Kösemen · Kara Karga Yayınları · 031 okunma
··
279 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Elbet bir gün paraya para demicem ve bu kitaba sahip olucam🤚
ekin ✧
Gönderi Sahibi
Rümeysa BALÇIN pişman olmazsın… o kadar güzel ki…