Gönderi

Çünkü, “Bazen erken ölüyor insanlar umutlarından.”
10/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 21:48
Spoiler olacak. Yukarıdaki şarkı sözü, çok sevdiğim bir şarkı olan Ateş ve Barut’a ait. No.1’in bir parçası ve benim karakterimi şekillendiren 3 rapçiden birisi. Yani demem o ki bu şarkıyı bu kitaba atfettiysem kitapla sandığımdan daha fazla bağ kurmuşumdur. Bu kitap her şeyiyle -hatta bu seri- benim kafamda bu şarkıyla bağdaştı. Sevdiğiniz bir tür olmayabilir belki ama sözlerine bakarsanız neden öyle dediğimi anlayacağınızı düşünüyorum. En azından bazı cümlelerde aklınıza Beau gelir. Belki de gelmez ama bu şarkıyı her dinleyişimde benim aklıma Hainin Mührü’nu getirip böyle bir kitap vardı ve bana ellerim titrerken inceleme yazdırmıştı dedirtecek. Bu kitap umudumu yitirdiğimi düşündüğüm bir dönemde bana ufacık bir umudun bazen direnişler başlatıp zaferler alıp başka insanlara umut olabileceğini gösterdi. Çok sevdiğim bir kitap var, #k:272469. Kitapta ana erkek karakter Reid’in, ana kız karaktere kitap verdiği bir sahne var. Verdiği kitapta ana karakterler kitabın sonunda ölüyor. Kız da “kitap mutsuz bitiyorsa, ölümle bitiyorsa okumayacağım” diyor. Reid de “Ölümle bitmiyor, umutla bitiyor,” diyor. Bu kitap ölümle bitmedi. Umutla da bitmedi. Ama ölüm ve umutla ilerledi. Bazı ölümler acıtsa da umut olur. Direniş olur. Zafer olur. Devrim olur. Yeniden başlangıç olur. Fazla romantik konuşuyor olabilirim. Haksız da olabilirim. Gerçek hayatta ölümler acıtır çünkü. Fakat bazen bazı hikayelerde bazı kahramanlar kendilerini feda eder ve o hikayenin umudu olurlar. Diğer karakterlerin umudu. Bu seride onlarca umut vardı. Boğar vardı, Pim vardı, Öfke vardı ve en çok acıtan olarak Beau vardı. No.1’in de dediği gibi: bazen erken ölüyor insanlar umutlarından. Ama yine No.1’in de dediği gibi: bizi yolu sokmalarına ve değiştirmelerine izin veremeyiz. O ölen umutlarla kendi yolumuzu çizer ve kendi yönümüzü kendimiz belirleriz. Biz ilk kitaptan bu yana birlikte çok şey yaşadık. Daha doğrusu onlar; Birlikte idama çarptırıldılar, idamdan kurtuldular, gemi çaldılar, tayfa oldular, ihanete uğradılar, ihanet ettiler, bir parçalarını kaybettiler, savaştılar, - farklı yöntemlerle de olsa savaştılar - Gizliman’a ulaştılar, Gizliman’da direndiler, Temizlik Töreni’ni sağ atlatmayı başardılar, Hiç oldular, Giz oldular, İsimsiz oldular, direniş için küçük bir umut oldular, savaş ateşini yakan yangını başlatan kıvılcım oldular, kahraman oldular, katil oldular, haksızı ezip birlikte adaleti getirdiler ama en çok da umut ettiler. İnsana plastik çiçek sulatan umut, bazen devrimlerdeki küçük ışık olur. İsmi umut olan serinin en umutlu karakterine geliyorum şimdiyse. Lunulata’m… O ilk kitaptaki kardeşi ve kendisi için herkesi hiç edecek o küçük kız seri boyunca gitti ve bu kitapta masum insanları kendinden öne koyan olgun bir yetişkin geldi. Yazar onun -tüm karakterlerin gerçi ama- karakter gelişimini o kadar güzel işledi, o kadar güzel yedirdi ki okuyucuya… Lunu ile beraber büyümüşüm gibi hissettim. Lunu ile birlikte arındım zehirden ve Lunu ile beraber savaştım herkes için. Lunu bana tekrar umut etmeyi öğretti. Kitabı okurken aklımda çok fazla sözcük vardı anlatmak için ama sözcükler beni terk etti ve sadece hisler kaldı. Bu yüzden daha fazla konuşamayacağım Lunu hakkında. Hodbin hakkında da söylenecek çok şey var ama hak ettiği anlatımı ona sunabilir miyim bilemiyorum. Hodbin de kitap boyunca gelişti ama onu en çok değiştiren şey kesinlikle aşk oldu. Ben aşkın hiçbir karaktere bu kadar yakıştığını görmemiştim. Hodbin’in umudu da aşk oldu. Aşkı onu değiştirdi ve filizlendirdi. Azmini belki sadece Lunu’nun istekleri için iyiliğe yöneltti ama yine de kitabın sonunda reçelini paylaşan çocuk bizim Hodbin’imizdi. Ayrıca Dede’yi çağırıp onun bulduğu adayı kardeşleriyle paylaşması da karakter gelişiminin en büyük örneklerinden birisi. Ben çok konuşan birisiyim ama Hodbin’in yanında sadece sussam bile bana yeter gibi hissediyorum. Benim canım Army’m. Lunu’mun Army’si. Babasından yana kalbinin ferahlaması, gazabın sonunda susması, Nikita’da kendisi bulması, Lunu’ya sorunları anlatıp af dilemesi… hepsi, benim onun için huzur bulmamı sağladı. Onun 2. kitapta yaşadığı değişim beni çok üzmüştü. Onu çok seviyorum ama keşke bu kitapta daha çok yeri olsaydı. (Bence Arm’ı ve Beau’yu çok az okuduk.) Arm’ın, Nikita ile olan ilişkisi olsun, tutsak olduğu sırada olanlar, gözetmen olduğunda yaptıkları vs vs… birazcık daha Arm okumak isterdim sadece. Bence yazar Arm’ı birazcık geri plana attı ama bunu da anlıyorum çünkü kitap 500 sayfa ve 5 (hatta bu kitapta neredeyse 7) ana karakter var ve hepsinden birer parça bize geçirmeye çalışıyor. Ama işte öyle yani, Arm’a kıyamıyorum :, Beau hakkında çok konuşmak bir o kadar da susmak istiyorum. Ölmesi gerekli miydi bilmiyorum. Bazen ölmeleri gerekir ama Beau ölmese de olurdu gibi hissettim. Gerçi duygusal da düşünüyor olabilirim çünkü her şeye rağmen onu çok seviyordum. Onun ihanetini anlıyordum. Ben hainimi çok özleyeceğim. Ben onun gülüşünü kaybetmesini hiç istemedim. Şu anda bile ağlayasım geldi. Konusamıyorum onunla ilgili. O bir kahramandı. Belki bazı zamanlar kahraman gibi davranmadı ama kahraman gibi öldü. İnsanlar için savaşarak öldü. Sevdiği kız yaşasın diye öldü. Çünkü Dante buna değerdi. Çünkü Dante buna gerçekten değerdi. Dante’m… keşke yarım kalmasaydı hikayeleri. Savaşmıştı, ailesi için arkadaşları için sevdiği adam için savaşmıştı. İnsanlar için savaşmıştı. Umut için savaşmıştı. Beau’ya üzüldüm evet ama Dante için daha zor. Çok zor. Ona o kadar kıyamıyorum ki. Bir kutuya koyup saklayım da insanlar Dante’me zarar veremesin istiyorum. Umarım Aspen’le iyi bir dost ikilisi olup iyi birer denizci olurlar (Ne de olsa Deniz onu alacaksa alabilir, merhametimize ihtiyacı yok), başka kara parçaları bulurlar, bulamazlarsa da Dante dediği gibi gider ve Ark’ı adam eder. İyi ki kendine yeni bir yol buldu. Eğer devam edemeseydi yıkılırdım. Beş Beter’i ikinci kitapta sevmiyordum, incelememi okuduysanız biliyorsunuzdur. Bu kitapta favorilerimden birisi olmayı başardı. Onun azmini ve direnişini onun bakış açısından görmem gerekiyormuş onu anlayabilmek için. Beş Beter her cümle kurduğunda bir süre kalıp düşünmek zorunda kalıyordum. Gezginler nasıl bu kadar şiirsel oluyor anlamıyorum. Bende kötü karakterler ve motivasyonları hala oturmadı bu arada. Bir önceki kitaba göre daha anlaşılır işlenmişti motivasyonlar ama yine de tam uymadı. Biz Madrabaz okumadık bence. Biraz daha uzun olsaydı kitap ve biz Madrabaz’ı, Tamu’yu, Baştankara’yı daha fazla okuyalım isterdim. Mesela sırf Tamu istedi diye ve birkaç ayrıcalık edinecek diye çok hızlı bir şekilde gidip Tamu’nun kölesi olacak bir adam gibi değildi bence Madrabaz ama üstü çok hızlı kapandı. Üstelik Beau’nun ölümünü de tam anlayamadım. Madrabaz geldi Dante’ye saldırdı ve hemen saraya mı kaçtı? O kısım kafama tam yatmadı. Ayrıca bu birazcık Ark’tan Kaya’dan ve Gezgin Şehir’den kaçıp Gizliman’ı düzeltme öyküsü oldu gibi. Kaçtıkları yerleri de toparlasınlar isterdim. Çünkü o biraz bende yarım hissettirdi. Ama yine de hepsini yapamayacaklarını ve karakterlerin ait oldukları bir yer bulmuşken kahramanlık yapmaya çalışmayacaklarını biliyorum. Bir de son olarak bence Gezgin Şehir’in haritasına gerek yoktu ama Gizliman için bir tane olsaydı süper olabilirdi. İlk iki kitap için daha az duygusal yorumlar daha çok içeriklerle ilgili incelemeler yapmıştım(yani sanırım) ama bu kitap için öyle olmadı. Bu kitapta her karakterin o kadar çok acısı var ki içime sığdıramıyorum duygularımı. Dede’min yasından tutun, Boğar’ın direnişine kadar her duyguyu kalbimde hissettim. Bu bir başarı. Bu gerçekten bir başarı. Yazara o kadar saygı duydum ki size anlatamam. (Ben çok puan dağıtan birisi olabilirim ama ilk defa bir serinin tüm kitaplarına 10 verdim.) Kalemine sağlık, iyi ki bu dünyayı tanımamıza izin vermiş. İyi ki bu seriyi okumuşum. İyi ki bu karakterleri tanımışım. Ben aşık oldum bu seriye. Hala içim sızlıyor. Ömrünüz son kez şölen olsun. Ve son olarak No.1’in de dediği gibi, “Seni yolu sokmalarına izin verme.” Kendi yolunuzu bulun. Kendi yollarımızı bulalım. Çünkü bu karakterler kendi yollarını buldu ve bizimle umutlarını paylaştılar. (Tüm bencilliklerine rağmen) Okuduğunuz için teşekkür ederim. <3
1000Kitap
Hainin Mührü 3Övgü Deveci Safi · Dokuz Yayınları · 202653 okunma
··
782 Gösterim
10 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
incelemen çok güzel olmuş 💘 arm'ı daha çok okumalıydık bence neredeyse hiç görmedik tamam dante isyanın önemli figürüydü ama diğerlerini de okumalıydık bence sonu biraz eksik hissettirdi bana. kargalar meclisi okudun mu bilmiyorum ama oradaki bir karakterin ölümüyle buradakini çok benzettim ikisi de durduk yere oldu bence onun dışında her şey çok güzeldi
aybüke y.
Gönderi Sahibi
filepenyez ✯ umarım okur ve severim 🫶🏻 ve evet beni de çok mutlu ediyor🥹
aybüke y.
Gönderi Sahibi
Hainin Mührü novellası Öfke hakkında olacakmış, aşırı sevindim şu an 😭😭😭😭😭😭😭😭
Çok güzel yazmışsın hislerime tercüman olmuşsun resmen 🥹
aybüke y.
Gönderi Sahibi
srt ben Dante’me daha cok üzüldüm sanırım ama yoluna devam edebildiği için mutluyum 😔
Spoiler olduğu için okumayacağım. Ben zaten ağır bir spoiler yemiştim. Karnım tok artık spoilera yakında 3. Kitabını okuyacağım okuduktan sonra incelemene bakacağımm 😀😊
aybüke y.
Gönderi Sahibi
Bak bakalımm, bekliyorum yorumunu
okuduktan sonra tekrar geleceğim, elim ayağım titriyor korkudan 😔✊🏼
aybüke y.
Gönderi Sahibi
Bekliyorum bakalım 😭🫂
Reklam
spoilerli olduğu için okumadim ama okuyup gelicem💪helak olcakmisim gibime geliyor🙂🙂
aybüke y.
Gönderi Sahibi
Oku bi tanem oku, helak olmadigimiz bi ihtimal mi var zaten hayatta 😭🫂
aybüke y.
Gönderi Sahibi
Bu arada düzeltme: Zalim Prens’in de tüm kitaplarına 10 vermişim