Daha taslak halinde olduğu için pek düzgün değil. Ama paylaşmak istedim 👉👈
“Kutan, bana, onlar için bir cenaze töreni yapılmayacak, dedi. Hainler için olmazmış. Hainin ne demek olduğunu da öğrendim. Her gün yemek getirmek, kıyafetlerimi giydirmek ve beni yıkamak için gelen ablalardan birine sordum kelimenin anlamını. İhanet eden demekmiş. Tabii ihanet kelimesini de öğrenmem gerekti ilk başta. Hizmetçi abla, özenle anlamam için çabaladı. Kızmadı. Gerçi sarayda hiç kimse kızmıyor bana. Sanırım bana acıyorlar. Kendi aralarında fısıldaşırkenki konuşmalarını duydum. Ağlamamam ve ailemi özlüyor olabileceğim hakkında konuşuyorlardı. Bana hain kelimesini anlatan abla, fısıldaşan iki hizmetçiye kızıp onları susturmadan önce içlerinden biri benim için üzüldüğünü söyledi. Benim yaşlarımda bir oğlu varmış ve oğlu sürekli ağlıyormuş. Ben çok usluymuşum.
Ağlamadığımı sanıyorlar ama ben ağlıyorum. Onlar, akşam yemeğimi getirip odamdan çıktıktan hemen sonra ağlıyorum hem de. Artık yemek seçmiyorum. Beni, yemek seçtiğim için öldürmelerinden korkuyorum sanırım. Ama Kutan, beni öldürmeyeceğini söyledi. Ona, ailemin kanı, kıyafetlerini lekelemişken görsem de güveniyorum. Belki de düşündükleri kadar akıllı bir çocuk değilimdir. Ailesini öldüren insanlara güvenen birisi ne kadar yürekli ve zeki olabilir ki?”