Selam yıldızlarım! Bugün size benim için Medora Günlükleri serisinde favorim sayılabilecek olan serinin üçüncü kitabı “Draekora” ile geldim. Yeni konular, yeni bilgiler, geçmiş ile gelecek arasındaki seçimler ve belki de birçok yönde gözlerimizi açabileceğimiz kilit bir kitap.
Daha ilk sayfalardan olaylara dalmak bu serinin keyif verici yanlarından birisi. Bazen herkes her şeyi hatırlamaz. Bu kitabın en net hissettirdiği bu diyebilirim. Fakat, herkes unutsa da aslında herkes unutmamıştır. En beklenmedik yerden gelen güven duygusu, en derinlerinize öylesine sert işler ki korksanız dahi bu yeni ve keskin güven duygusuna beklediğinizden de sıkı bir şekilde sarılabilirsiniz. Bir bağ, kan veya ruh fark etmez, her zaman bağdır. Geçmişte de öyledir ve gelecekte de öyle olacaktır. Okurken bunun her bir saniyesinden, verdiği her bir histen ve düşündürdüğü ile gösterdiği her gerçekten ayrı keyif duyacaksınız.
Alex, bu kitapta yalnız başına savaşmak zorunda kaldı. Fakat aslında çok çok uzun zamandır hiç de yalnız olmadığını o an anladı. Yalnız olmadığını hissedene dek kendi korkusu, buna eklenen gerçeklerin gizli kalması gerektiği ve beklenmedik fedakarlık onu gerçeklere daha sert itti. Fakat her gerçek, her zaman kötü müdür sahiden? Bazıları insanı gerçekten de mutlu hissettirmez mi? Alex bunu çok farklı bir şekilde öğrendi. Bir fedakarlık, başka bir fedakarlığı tetikledi ve güven çok sert ama net geldi. Geçmişin gerçekleri gün yüzüne çıkarken, beklenmeyen vedalar ve kavuşmalar yaşanırken o an gerçekleşmiş olan her bir şey çığ misali üzerine düştü. Birinin yaptığını zannettikleri şey ötekinin gerçeğiydi. Ve yine birinin yaptığı şey, ötekini temizledi. Yeni bir sayfa, kitabın sonu olsa da, aslında hikaye, gerçekleriyle beraber yeniden başlıyor. Peki bundan sonra Alex’in bu bela mıknatısı halleri, bildiği gerçekler ve sakladıkları şeyler nelere mal olacak? Daha da merak ettiğim kısmı, Aven bu defa ne yapacak?
Draekora, soruların cevaplandığı, geçmişin gölgesinden kurtulup geleceğe yön verdiği bir kitap. Sırlar çözülürken dillerin bağları da çözülüyor ve koca bur bilinmeze güneş kadar parlak bir ışık tutuluyor. Benim o yüzden favori kitabım hep Draekora olacak galiba. Onu okurken hissettiklerimi ve yaşadığım şokun daha büyüğünü yaşayabileceğimi zannetmiyorum. Bence bir şans verin, sadece Draekora’ya ulaşmak bile size iyi gelecek.