Selam yıldızlarım! Bugün size aşkla okuduğum “Zehirli Gölge” kitabıyla geldim. Bu çiftin enerjisi, aralarındaki çekim, hikayenin temelleri mükemmeldi gerçekten. Okurken karakterlerin hislerine, karmaşasına ve sinerjilerine şahit olmak bambaşka bir histi. Kapağın, isminin ve detaylarının güzelliği zaten ortada! (Yetişkin içerik olması da tabii)
Zehir yapan bir adam ve onun sırt çevirmek zorunda kaldığı kendisini zehirlemesine izin verdiği tek kadın… Onların hikayesi bu cümleyle o kadar net özetleniyor ki aslında, okurken ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınızdır. İkisinin hikayesi beklenmedik bir şekilde başlıyor biz okuyucu açısından ve şaşırtıcı bir düzeye evrilerek ilerliyor. Akan sayfalardan öfke, sırlar, güven ve koca bir çekim buram buram geliyor zihninize. Ailenin kıymetini, aileniz gördüğünüz insanlar için yapabileceklerinizin seviyesini okuyorsunuz sanki. Empati, belki de bu kitapta en büyük dostunuz olacak. Belki de en büyük düşmanınız, kim bilir? Fakat emin olun, okudukça ve sır perdesinin ardındaki her bir gerçeğe ulaştıkça bambaşka hislere sürükleneceksiniz, zehirlenecek ve panzehir arayışına gireceksiniz. En büyük zehri de kitabın sonları size verecek. Enjekte edilişi o kadar ani, o kadar sert bir darbe vuracak ki size… Bunun kitabın sonları olması da sizi koca bir meraka sürükleyecek. Tıpkı benim de 2. Kitaba olan merakım gibi.
Nisan, hem çok güçlü hem çok hırçın hem de sevgi dolu birisi. Onu okurken ikilemi, kararları ve sevgisi arasındaki iplerde gezinen haline hayran oldum. Nerede nasıl davranması gerektiği konusunda; başlarda biraz bocalasa da sonraları, hele o son sahil sahnesindeki hamlesiyle çok net hareketlere sahip oldu. Bir an korkmadım diyemem. Damian ise kitap başından beri günümüz sahnelerinde verdiği sözlerin ardında durmasını hep bildi. Geçmiş sahnelerini okurken ona üzülmemek imkansız olsa günümüz sahnelerindeki tavrı ve sırları konusundaki çizgilerini anlamama yardımcı oldu. Dolu dolu bir hikaye arayanlara öneririm.