İlber Ortaylı’nın Defterimden Portreler adlı eseri klasik bir tarih kitabı değil; yazarın hayatında iz bırakmış önemli kişilere dair portrelerden oluşan kişisel ve kültürel bir değerlendirme kitabı.
Eserde devlet adamları, akademisyenler, sanatçılar ve sıra dışı şahsiyetler anlatılıyor. Kitabın temelinde eski kültür ve nezaket anlayışına duyulan özlem, vefa duygusu ve Türkiye’nin tarihsel dönüşümünü kişiler üzerinden anlatma çabası var.
Ortaylı’nın samimi, sohbet havasındaki üslubu kitabı akıcı kılarken, kişisel yorumları da esere sıcaklık katmakta. Kitap, hem tarih meraklılarına hem de entelektüel bir yol haritası arayan okurlara hitap ediyor.
Bir kaç alıntı.
Bizim millet tarihle söz düellosuna girip yakaya yapışmayı ve dövünmeyi sever.
insanlar dürüstlüğü, her şeyden önce ailede ve köyde öğreniyorlar.
Bizim milletin, bizim bilmediğimiz büyük adamları vardır. Bir köşede tunçtan büst gibi sessizce dururlar. Elalem ise onları çelenklerle kuşatarak hürmet eder.
Bir toplumda sağlam tarih bilgisi ve tarih muhakemesinin var olması için, Eskiçağ tarihini öğrenmek lazımdır. Eskiçağ tarihini, dil ve yazıyı öğrenmesek de okumak ve bu gibi çalışmaları ve sonuç çıkarsamalarını takip etmek gerekir.
Eski arkadaşlıkların en önemli yanı güven duygusudur.
Bu memlekette hem hukuk, hem siyaset bilimi, hem ekonomi bilip, diplomatik nota yazacak kadar da yabancı dil öğrenen pek çıkmıyor. Eğitim sistemimiz aksak, bu nitelikteki gençleri yeter sayıda üretemiyor.