Puan vermedi·192 syf.····Okunma: 04 Mayıs 2026 08:06 Bir Oyun Bir Eğlence ~ James Salter
Merhaba sevgili kitapseverler, başkasının teninde üşümek, kendi hiçliğini bir başkasının tutkusuyla örtmeye çalışanların en karanlık edebi cezasıdır, diyerek sonda söyleyeceğim şeyi baştan söyleyip ana temayı özetlemek istedim.
Kitap ilk bakışta Fransa'da, pastoral manzaralar eşliğinde yaşanan tutkulu bir aşkı anlatıyor gibi. Phillip Dean; yakışıklı, pervasız ve hiçbir yere kök salamayan bir adam. Anne-Marie ise sıradan bir genç kız. Dean için o, tıpkı kitabın adı gibi, sadece "bir oyun, bir eğlence."
Ama Salter'ın asıl yaptığı şey bambaşka. Bize bu hikâyeyi anlatan ses, başlarda her şeyi bilen tanrısal bir anlatıcı gibi görünüyor. Oysa sayfalar ilerledikçe fark ediyorsunuz ki bu ses Dean'in hayatına, bedenine, tenine sahip olamayan, bu yüzden onu uzaktan izleyen, onu kafasında kurgulayan hastalıklı bir röntgenciden başkası değil. Anlatıcının dudaklarından dökülen o "Aşkta başarılı olan tüm erkeklerden korkuyorum" itirafı, aslında Dean’e duyduğu o ezik ve saplantılı hayranlığın en net özeti.
Kamerayı Anne-Marie’den çok erkeğin bedenine, cinselliğine ve eylemlerine odaklamış olması da bu gizli takıntının en büyük kanıtı. Satır aralarında hep o çaresiz yankıyı duyuyorsunuz: “Asıl benimle aşk yaşasaydın, sana bunları yaşatmazdım." Bu roman, kendi hiçliğini başkasının kurgusal bedeni üzerinden örtmeye çalışan bir adamın varoluşsal açlığını anlatıyor.
Salter, kitapta güvenilir anlatıcı denilen o sarsılmaz tahtı paramparça ediyor. Bizi, bir adamın başka bir adamı izlerken kendi dondurucu yalnızlığını nasıl ifşa ettiğine tanık ediyor. Ve bütün o efsunlu anların, oyun ve eğlencenin sonuna, Dean’in ölümüyle buz gibi bir gerçekliği yerleştiriyor.
Anlatıcının bu karanlık yüzü, röntgenciliği ve Salter'ın cesur anlatımını çok sevdim. Kısaca almam gerekeni aldım. Edebiyatta anlatıcı denilen şeyin ne kadar kaygan, ne kadar tehlikeli ve en nihayetinde ne kadar çaresizce insani olabileceğini görmek isteyenler için sarsıcı bir okuma.
Salter'ın o tekinsiz, dondurucu dünyasını aynı hisle bize geçiren, bu metni kusursuz bir Türkçe ile dilimize kazandıran Suat Kemal Angı'ya da çok teşekkür ederim. Onun imzasını taşıyan kitapları okumaktan her zaman ayrı bir mutluluk duyuyorum. Çok kıymetli çevirmenlerden biri.
Herkese keyifli okumalar dilerim, sevgiyle