Roman, Osmanlı’nın son döneminde İstanbul’a gelen Fransız bir mürebbiyenin, girdiği konakta yarattığı ahlaki çöküşü anlatır. Tanzimat sonrası Batılılaşmanın aile yapısına etkisini ve ikiyüzlü ahlak anlayışını eleştirir.
Olay şöyle gelişiyor:
Eski devlet memuru Dehri Efendi, emekli olduktan sonra kitaplarıyla yaşayan saygın bir aile reisidir. Konağı oldukça kalabalıktır: kızı Melâhat, damadı Sadri, okula giden oğlu Şemi, cariyesinden olan iki küçük çocuğu, kırk yaşlarında züppe kardeşi Amca Bey, kâhya, hizmetçiler...
Dehri Efendi, iki küçük çocuğunu eğitmesi için Paris’ten İstanbul’a gelmiş, geçmişi karanlık, düşük ahlaklı bir kadın olan Anjel’i mürebbiye olarak işe alır.
Anjel konağa girdikten sonra konaktaki huzur bozulur. Anjel, paralarından faydalanmak için konağın erkeklerini tek baştan çıkarır: Dehri Efendi’nin büyük oğlu Şemi’yi, kardeşi Amca Bey’i ve kızı Melâhat’ın kocası Sadri’yi ustalıkla idare eder. Daha önce uyumlu olan aile, Anjel’in gelişiyle çözülür.