Neden bu kitap?
Tam 100 gündür bu kütüphanede evrenin en büyük sırlarını tartıştık. Dalga fonksiyonunun ontolojisinden Sünnetullah'ın matematiğine, bilimin kanlı tarihinden özgür iradenin trajedisine kadar aklın tüm sınırlarını zorladık. Ve şimdi, 100. günde, Kuantum Akademi'nin bu efsanevi serüvenini sonlandırırken, aynayı tüm bu fikirlerin üretildiği o kutsal kaleye, "Akademi"nin kendisine çeviriyoruz. Lindsay Waters’ın Umut Düşmanları eseriyle...
Bugün laboratuvarlarda, kürsülerde ve tez masalarında bilimin peşinden koşan bizler, çok acı bir illüzyonun içindeyiz. Waters bize dondurucu bir gerçeği haykırır: Modern üniversiteler şirketleşti. İnsanlık tarihini değiştirecek o yavaş, sancılı ve derin "hakikat arayışı", yerini performans kriterlerine, atıf endekslerine ve "Yayınla ya da Yok Ol" (Publish or Perish) kâbusuna bıraktı. Yöneticiler artık fikirlerin gücüne veya doğruluğuna bakmıyorlar; sadece makale sayısını "sayıyorlar". Hiç kimsenin okumadığı, sadece akademik puan getirmesi için yazılmış on binlerce çöp makale, bilimin o saf "umudunu" boğarak öldürüyor. Düşünmenin yerini, bürokratik bir makinenin dişlisi olmak alıyor. Piyasalaşan bu akademik sistem, hakikatin değil, vasatlığın koruyucusu haline gelmiş durumda.
100 günlük bu serüvenin sonunda kendimize sormamız gereken o nihai soru şudur: Bizler, aklımızı evrenin o dondurucu sırlarını çözmek için mi kullanacağız; yoksa sadece obezleşmiş bir akademik makinenin metriklerini doyurmak için mi?
Okuyan, sorgulayan ve 100 gün boyunca bu felsefi ağırlığa omuz veren herkese selam olsun.
Yarın Görüşelim
#kitap #lindsaywaters