Zihnin en karanlık köşelerinde dolaşan, okuru yavaş yavaş içine çeken bir psikolojik gerilim. Daha ilk sayfalarda o tanıdık huzursuzluk hissi yerleşiyor bir şeyler yanlış… ama ne? Hikaye ilerledikçe gerçek ile yanılsama arasındaki çizgi giderek silikleşiyor. Dorn’un en sevdiğim tarafı tam da bu okura güven vermiyor. Her detaydan şüphe ediyorsun, karakterlerle birlikte paranoyaya sürükleniyorsun. Özellikle ana karakterin zihinsel çözülüşü öyle doğal, öyle adım adım işlenmiş ki, bir noktadan sonra kitabı okumuyorsun da yaşıyorsun gibi. Atmosfer ise başlı başına bir karakter. Küçük ipuçları, gerilim dozu iyi ayarlanmış sahneler ve o rahatsız edici belirsizlik hissi kitabı sürekli diri tutuyor. Final kısmı ise hem tatmin edici hem de tokat gibi bazı şeylerin cevabını alıyorsun ama içindeki huzursuzluk tamamen geçmiyor. Kitap, klasik bir katil kim? hikayesinden çok gerçek nedir? sorusunun peşine düşüyor. Karanlık, zihin oyunlarıyla dolu güzel bir okumaydı.