Yeşil Peri Gecesi, sadece bir hikâye anlatmıyor, bir kadının parçalanışını, toplumun o parçaları nasıl seyirlik hâle getirdiğini yüzümüze çarpıyor.
Bu romanın en güçlü yanı, okuru rahatsız etmekten çekinmemesi. Şebnem’in hayatı ilerledikçe, aslında onun “düşüşü” değil; başından beri kurulu olan çürük düzenin görünür hâle gelişiyle karşılaşıyoruz. Ayfer Tunç burada karakterini yargılamıyor, onu izliyor, anlamaya çalışıyor ve en önemlisi, okuru da bu vicdan sınavına dahil ediyor.
Dil sade ama etkisi ağır. Her sayfa, insanın içini biraz daha sıkar gibi. Çünkü bu hikâyede kötüler çok belirgin değil; gri alanlar, suskunluklar ve görmezden gelmeler var. Belki de bu yüzden bu kadar gerçek.
Yeşil Peri GecesiAyfer Tunç