Ege Üniversitesi kütüphanesinden alıp da yarım bırakmadan geri verdiğim ilk kitap... Buraya geldiğimden beri üzerimde olan okuma merakını sonunda bir kitapla besleyebildim. Uzun metinler yazmaya alışık değilim ama bu kitap için deneyeceğim. Geldiğimden beri sürekli okumak istedim, okudum da; ama ne kitapları yarım bıraktım, bir görseniz... Bu yarım bırakmalarıma rağmen her seferinde yine kütüphanede buldum kendimi. Bu sefer bitireceğim, artık düzenli kitap okuyacağım, deyip sayısız kitap aldım ama her seferinde sonuç aynıydı. Sonunda burada son aylarıma geldiğimi fark ettiğimde, bir şeyleri yarım bırakmaktan korktum. Tamamlanmış bir hikayem olsun istedim. Kendime bir yazar seçtim: İhsan Oktay Anar. Onu seçerken hiç araştırmamıştım; bu aşamayı maalesef yapay zekaya kriterlerimi (Türk, akıcı, ilgi çekici, bilgilendirici) söyleyerek hallettim. Onun bütün kitaplarını bitirmek istemiştim. Okuduğum ilk kitabı Puslu Kıtalar Atlası oldu. Tam 1,5 ayda bitirdim. Bu, kitabın kötü olmasından kaynaklanmıyordu; gerçekten ilgimi de çekmişti ama neden bu kadar uzun sürdü bilmiyorum. Üstelik son yarısını sadece 3 saatte bitirecek kadar sevmeme rağmen... Ne kadar beni içine çekse de ben yine alışkanlığıma sürükleniyordum. Kitabı bitirmeyi son güne kadar erteledim; bunu da neden yaptığımı bilmiyorum. Kitabı bitirdiğimde en sonunda 14 Eylül 1992, Karşıyaka yazısını gördüm. Bu kitap İzmir’de yazılmıştı. Sonrasındaysa yazarı araştırdığımda kendisinin Ege Üniversitesi mezunu olduğunu gördüm. Şok olmuştum şimdi de düşününce mutlu oluyorum. Siz ister kader deyin ister şans ben yine de burada bitirdiğim ilk kitabın yazarının benimle aynı yerde bulunmuş olmasına ilahi anlamlar yükleyeceğim. Bu durum kitaba daha çok bağlanmamı da sağladı. Kitabın başını 1,5 ay önce okuduğumdan pek hatırlamasam da o kısmı da çok sevmiştim. Özellikle Kubelik’i Kendisinin kim vurduya gidip ölmesi de beni çok üzdü. Büyük adamdı vesselam. Kitap hakkında söylenecek çok şey var ama ne yazabilirim bilmiyorum. Tam bir başyapıt okuyun, okutturun. Benim için hep ayrı bir yerde olacak. (Bu metni yazarken kendimi Ekşi Sözlük’te gibi hissettim.)