·232 syf.····Okunma: 03 Mayıs 2026 23:09 Tatar Çölü
Dino Buzzati
Dino Buzzatı, İtalyan edebiyatının önemli yazarlarından olup İtalya'nın Kafka'sı olarak bilinir. Genç bir subay olan Giovanni Drogo ilk görev yeri olarak Bastiani kalesine atanır. Bu kale sınırın en ucundadır ve kalenin önünde Tatar Çölü uzanmaktadır Drogo başlangıçta bu kalede kısa bir süre kalıp sonra başka bir yere tayin olmayı düşünmektedir. Fakat Drogo ,orada geçirdiği aylar içinde kaleye alışır ve kaleden ayrılma fırsatı varken kalır ,ayrılmaz .Kaledeki nöbetler, kurallar Drogo'ya bir güvenlik hissi verir .Kale onun için bir konfor alanı olmuştur. Bu konfor alanı ,onun dış dünyaya dönme isteğini yok eder .Alışkanlığın, uyuşturucu tuzağına düşmüştür .Bir metafor olarak kullanılan kale hem bir sığınak ,hem de bir hapishane olmuştur . Kişi, kalabalıklar içinde bile yalnızdır. (Kale kalabalıktır.) Rutinin hipnozu .Bir kez izin alıp eve gittiğinde ailesiyle ,arkadaşıyla arasındaki bağın eskisi gibi olmadığını fark eder. (Yabancılaşma ).
Kaledeki herkes bir gün düşman olan Tatarların çölden gelip saldıracağına ,saldırı sonrası ,kendilerinin düşmanı yeneceğine ,böylece hayatlarına ün ,şöhret ve anlam katacaklarına inanmaktadır. Yazarla beraber Tatarları ben de bekledim. Çöl metaforu, hayatımıza, anlam katacağını düşündüğümüz ,ulaşmak istediğimiz hayalleri simgeler. Hayatımızı anlamlı kılacağına inandığımız o şeyi beklemek, bir ömrü hiç gelmeyecek bir an için, feda etmek ,bekleyişin hipnozudur .
Drogo için ,Tatarların gelmesi ile savaşıp kahraman olmak, onun hayatının anlamı olacaktır. Ona göre ,gerçek hayat kahraman olunca başlayacaktı. (Modern insanın ,anlam arayışı.) Bazen ,umut insanın hapishanesi olur .(Tatarların geleceği umudu.)
Biz de hayatımıza anlam katacak şeylerin ( doğru kişi, doğru eş ,doğru zaman ,başarı, emeklilik ,araba ,ev ) gelmesini beklerken ,anı yaşamayı unutup, ömrümüzü harcıyor olabilir miyiz acaba? Belki biz de kendi kalemizde, çölden gelecek Tatarları bekliyoruzdur. Dışarıdaki çöle bakmayı bırakıp, İçinde bulunduğumuz anın tadını çıkarmalıyız .
Zaman içinde, çölde görülen bazı hareketliliklerde ,düşman değil ,zararsız bazı şeyler çıkıyor . Zaman hızla akar. Tatarların saldırısını bekleyerek gençliği ve sağlığı tükenir .Drogo ,artık yaşlanmış ve hastalanmış bir binbaşıdır. Kitapta, gençlikte yavaş akan zaman, yaşlılıkta hızlanıyor. Yaşlılık dönemi, tek bir paragrafta ,10 yıl geçti diye anlatılır.
Insan, hayatına anlam katacak büyük olayı beklerken, ömrünü bitiriyor ,şu anı yaşamayı kaçırıyor, hayatı erteliyor Aslında, hayatın anlamını beklerken ,hayattan kopuyor. Biz de hayattayken hayatı anı yaşamalıyız .
Nihayet ,bir gün kuzeyden düşman bir ordunun yaklaştığı söylenir . Drogo'nun beklediği büyük an gelmiştir ,ancak Drogo hasta olduğu ve odasının başka askerlerin yerleşmesi için lazım olduğu için ,odayı boşaltmasının uygun olacağı gerekçesiyle ,komutan tarafından ,kaleden uzaklaştırılıp ,bir hana gönderilir. İşte ,o beklediğin şey gelir ,ama sen artık o eski sen değilsindir.
Yıllarca, bir umut beklediği savaşa katılamaz. Han odasında tek başınadır ve asıl düşmanının ölüm olduğunu anlar. Ölüm anında, hayatıyla yüzleşir ,kaderini ,ölümü gülümseyerek, korkuya kapılmadan ,sakin bir şekilde karşılar .
Asıl kahramanlık, yalnızken gelen ölümü, korkmadan, kabul etmektir. Drogo ölümü korkusuzca karşılayarak, hayatındaki gerçek kahramanlığı sergiler. Drogo, beklediği savaşa ve zafere kalede değil ,kendi iç dünyasında ulaşmıştır. Kahramanlık, fiziksel bir başarıya değil ,ruhsal bir kabulleniş haline dönüşmüştür.
Roman ,semboller, metaforlar ile donatılmış, modernist ve varoluşçu bir romandır . Geleneksel olay örgüsü yerine karakterin üç dünyasına odaklıdır. Bireyin topluma ve kendine yabancılaşması ve yalnızlaşması vurgusu vardır. İnsanın bu dünyadaki varlığını sorgulayan, bir anlam katmaya çalışması gibi olgulardan dolayı varoluşçudur.
Sevdiğim bir alıntı ile bitiriyorum. 'Burada her şey bir feragatı andırıyordu; ama ne uğruna ,hangi gizemli şey uğruna bir feragatti bu?'