İmamı Gazali, döneminin eşsiz mütefekkirlerinden biri olduğu ve bu sebeple Hüccetül İslam sıfatıyla vasıflandığı bir gerçektir. İslamın Delili sıfatını etiket olarak almasına sebep olan vasfı ise nerdeyse tüm konuları basit bir denklem haline getirip aptala anlatır gibi, ehli inkara izah etmesidir. Bu izahlar müminin imanını artırırken, kafirin aklını ilzam etmektedir.
Mizanül amel kitabı da, bu basit denklemlerden oluşan bir eserdir. Hangi amelleri işlersem hem dünyada hem ahirette mutlu olurum bunu o kadar güzel izah ediyor ki isterseniz inançsız olun hak veriyorsunuz. Gazali bu kitapta amelden kastı sadece namaz, oruç, hac gibi ibadetler değil, amel ile nefsani arzuların terbiye edilmesini, öfkenin dizginlenmesi ve bu niteliklerin kontrol altına alınmasını kastetmektedir.
“Akıllı insan peşin olan az miktarı ileride gelecek olan kat ve kat fazlasını elde etmek için terk eder” der Gazali. Bu sebeple insanın sahip olduğu duyguları nasıl dengede tutması gerektiğinin dersini verir.
Temelde insanın üç kuvvesi vardır (Akıl, Öfke, Şehvet), bu üç kuvve ifrat(Cerbeze, Tehevvür, Fucur) ve tefrit (Ahmaklık, Korkaklık, İştahsızlık) mertebelerinden uzak ve dengede (Hikmet, Şecaat, İffet) kalırsa eğer insan davranışlarını mükemmelleştirmiştir.
Kitaptan bende kalan cümleler;
-Ebedi ve yüksek nimetleri elde etme kudretine sahip olduğu halde fani ve düşük şeylere razı olan kişinin aklında kusur vardır, bedbahtlığından ve yüz çevirmesinden dolayı da bu lezzetten mahrum kalmıştır.
-Mide, kuvvelerin menbağıdır.
-Bir kişinin maksadı, faziletleri elde etmek ve Allah’a yakınlık kesb edip O’nun rızasını elde etmeye çalışmak olmadığı sürece iffet tamamlanmış olmaz.
-Sen ilme bütününü vermedikçe ilim sana bir parçasını vermez.
-Hakkı insanlar vasıtasıyla tanımayın, siz hakkı tanıyın sonra onun ehlini de tanırsınız.
-Biz Allah dışında başka gayeler güderek ilim tahsiline koyulduk ancak ilim Allah’tan başka bir gayeyle tahsil edilmeğe rıza göstermedi.