Gönderi

9/10
·254 syf.··
2026 25. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 23:45
#KitapYorum #Petrikor #JonahAxon #LimeraYayınları #Roman Merhaba arkadaşlar, Bugün sizlere Limera Yayınları'ndan çıkan, Jonah Axon'a ait "PETRİKOR' isimli romanı tanıtmaya çalışacağım. ​Tür: Metaforik Kurgu / Psikolojik Dram / Modern Anlatı Daha ilk sayfalardan itibaren sizi kendine sıkı sıkı bağlayan, varlığınızın tozlu yüzeylerinde gri alanlarınızı keşfettiren, kaybolduğunuz anların hatıralarında yolculuğa çıkaran, umutsuzluklar diyarında aslında yalnız olmadığınızı farkettiren, ince topuklu, kristal kırılganlığındaki duygularınıza incecik dokunan, pudra şekerli korkularınıza ışık tutan zarif bir eser. ​"Zihninizin kurduğu dünya, yaşadığınız hayattan daha gerçek olabilir mi?" sorusunu sorduran nadide bir kurguyla bi dünya cevaplara vakıf olabileceğiniz bir anlatı.​"Gökyüzünün yeryüzüne değdiği o ilk anın kokusu: Petrikor." ​"Burası büyük olayların değil, büyük hislerin ülkesi. Kitap, haritalarda yer almayan, sınırları sessizlikle çizilmiş "Yokluk Ülkesi" adında metaforik bir mekanda geçiyor. Hikaye, sıradan bir ofis masasındaki basitlikten başlayıp, insan zihninin derinliklerindeki "imkansız çekimlere" ve galaksilere uzanan içsel bir yolculuğu ele alıyor. ​Temelde; yarım kalmış cümlelerin, kurulamayan bağların ve "olabilirlik ihtimalinin kaybının" yarattığı o hüzünlü boşluğu (Petrikor kokusu eşliğinde) anlatıyor. Eser, adını aldığı yağmur sonrası toprak kokusunu her sayfasında hissettiren lirik bir dile sahip. Kapaktaki o naif yağmur ve suya gömülen dünya tasviri, hikayenin derinliğini daha kapağı açmadan size fısıldıyor. Yazarın "gezegen", "yörünge" veya "döngü" dediği her şey aslında bizim kalp kırıklıklarımızı, savunma mekanizmalarımızı ve yalnızlığımızı anlatıyor. ​Bu hikayede Lapis/KADIN ve Oasis / ERKEK birer taş ya da gezegen değil; onlar biziz. ​Lapis (Yaralı İnsan): Bir ilişkiden veya hayattan darbe almış, "kıtasındaki çatlakları kapatmaya" çalışan kişidir. Bir daha zarar görmemek için etrafına duvarlar örer, kalbini "jeolojik bir tabakaya" yani derin bir sessizliğe ve soğukluğa hapseder. ​Oasis (Keşfedilmemiş İnsan): Dışarıdan sakin ve dingin (su gibi) görünse de, içinde henüz anlamını bilmediği bir ateş (bastırılmış duygular, öfke veya tutku) taşıyan kişidir. İnsan bazen kırılmaktan o kadar korkar ki, kimseye yaklaşmaz. Ama kitap bize şunu fısıldıyor: Uzak durmak da en az yaklaşmak kadar ağır bir yüktür. Görünmez kırıklar, mesafeler arttıkça daha da ağırlaşır. "Petrikor", bize aynada gördüğümüz o tanıdık ama yorgun yüzü anlatıyor. Hepimiz bir dönem Lapis olduk; kendi içimizdeki patlamaların bıraktığı izleri silmeye çalıştık, yörüngemizi sabitlemek için duygularımızı hapsettik. ​Bu kitap, olaylardan ziyade durumların romanı: ​Birine yeniden güvenmeye çalışmanın o "tehlikeli yakınlaşması", ​Kendi çatlaklarımızı kapatırken verdiğimiz o sessiz mücadele ve ne kadar kaçarsak kaçalım, hayatın bizi tekrar aynı duygusal döngüye çekmesi... ​Eğer siz de kalbinizi korumak için etrafınıza aşılmaz duvarlar ördüyseniz ama yine de o duvarların arkasında fırtınalar kopuyorsa; Petrikor, sizin isimsiz hikayenizdir. "Kendi çatlaklarınızı kimse görmesin diye kaç kat duvar ördünüz kalbinize?" ​"Sizi en çok hangisi yordu: Birine yaklaşmak mı, yoksa ondan uzak kalmaya çalışmak mı?" ​"İçinizdeki 'ateş taşını' ne zaman keşfettiniz?" ​ Neden Petrikor? Çünkü bu roman; sadece yağmurun toprağa düştüğü o ilk anın kokusu değil, zihnimizin derinliklerinde yarattığımız gezegenlerin, yarım kalan bağların ve "belki"lerin hikayesi.​ Bu kitapta büyük olaylar yok, sadece saf hisler var. İsimler yok, çünkü o boşluğa kendi isminizi yazın istiyor. Hatırlamanın iyileştirmediği, unutmanın ise kurtarmadığı o ince çizgide yürümeye cesareti olanlar için. ​ Unutmayın; Hepimiz hayatımızın bir noktasında o Yokluk Ülkesi’nden geçeriz. Ve bazılarımız... orada kalırız. Demek ki kalp yalnızca bir et parçası değildir. Dünyadaki bütün duygular bütün hisler onun içine saklanır. Öyle güçlü bir hazinedir ki, dilediği zaman aklı susturabilir. Bir bakış, bir ses, bir kelime... Kalbe yerleştiği anda kalbin frekansını değiştirir. (s. 92) Bazen insan kelimelerden korktuğu için değil, kelimelerin gerçeği göstereceğini bildiği için susardı. (s. 85) Program bittiğinde dışarı adım attılar ve işte o tanıdık ses... yağmur. Sanki ne zaman bir araya gelseler, yağmur "Ben de geldim!" dercesine arkalarından koşuyordu. Bu durum neredeyse üçüncü bir karakter gibi olmuştu; belki de yağmur, ikilinin yan yana geldiği her anı belgelemek için gönüllü çalışıyordu. (s. 36)
PetrikorJonah Axon · Limera Yayınları · 202667 okunma
·
59 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.