Uzun zamandır deneme türünde bir şey okumadığımı fark ettim ve bu kitap benim için güzel bir başlangıç oldu. Üstelik kaleminin, ekranlardan tanıdığımız değerli bir oyuncuya ait olması kitabı benim gözümde daha da anlamlı kıldı.
Kitap toplamda 8 bölümden oluşuyor ve her bölüm kendi içinde farklı başlıklara ayrılmıştı. Her başlık, aslında hepimizin hayatında bir şekilde yer etmiş ama çoğu zaman üstünü örttüğümüz ya da fark etmeden geçip gittiğimiz duygulara ve düşüncelere dokunuyor. Bir kahve içerken dalıp gittiğimiz anlar, bir çay eşliğinde aklımıza üşüşen o eski düşünceler ya da durup dururken içimize çöken o tanıdık hisler… Yazar tam da bu anları yakalayıp kelimelere dökmüş gibi.
Aşk, sevgi, dostluk, çocukluk, yalnızlık.. Kadın ve erkek üzerine düşünceler, insanın kendine varma süreci, bazen kaçtığımız bazen de yüzleşmek zorunda kaldığımız yanlarımız… Hepsi sade ama etkili bir dille anlatılmış.
Murat Aygen’in kalemini okumak benim için gerçekten farklı bir deneyimdi. Hissettiklerini saklamadan paylaşan bir insan vardı. Okurken yer yer onunla sohbet ediyormuşum gibi hissettim.
Kısacası bu kitap, sadece okunup bitirilecek bir şey değil; ara ara açıp tekrar bakılacak, altı çizilecek, belki de bazı cümlelerinde kendini bulacağın bir yolculuk gibiydi.