Selammm kitapsever dostlarım
Ev arkadaşı mı diyeyim... yoksa gerçek yüzünüzü ben mi ortaya dökeyim? Karar sizin, Sayın şeytan kadınlar... çünki ben susarsam sır kalır, konuşursam hikâye başlar.
Bir ihbarla başlayan o gece, sadece bir cinayetin değil, yıllar sürecek bir sessizliğin de baslangıcı olur. Aynı evi paylaşan üç kadından biri olan Evelyn, sırtından defalarca bıçaklanarak vahşice öldürülmüş halde bulunur. Olay yerinde, elleri ve üzeri kana bulanmış ev arkadası Alex vardır. Diğer ev arkadaşı Nicole ise ortadan kaybolmustur. Tüm deliller Alex'i işaret eder; parmak izleri, DNA'sı ve olay anındaki durumu... Mahkeme fazla uzamaz, Alex suçlu bulunur ve hapse gönderilir. Nicole'ün de öldüğü düşünülerek dosya kapatılır.
Ancak bu hikâye burada bitmez. Aradan geçen on yılın ardından Nicole'ün cesedinin bulunmasıyla birlikte kapanan dosya yeniden açılır. Geçmişte olay yerini ilk gören gazetecilerden biri olan Oli, bu karmaşık dosyayı yeniden ele alır. Yanına aldığı yardımcısıyla birlikte, yıllar önce herkesin doğru bildiği gerçekleri sorgulamaya başlar. Fakat her adımda karşılarına cıkan yeni detaylar, olayın aslında hiç de göründüğü gibi olmadığını ortaya koyar.
Okuduğum bu kitap, başından sonuna kadar merak duygusunu diri tutmayı başaran, temposu hiç düşmeyen bir hikâyeydi. Özellikle olayın yıllar sonra tekrar açılmasıyla birlikte kurulan yapı çok etkileyiciydi. Son sayfalara geldiğimde ise gerçekten şaşkınlığımı gizleyemedim; "nasıl yani?" dedirten o detay, kitabın tüm gidişatını bir anda değiştirdi.
Genel olarak bakıldığında, kitap sürükleyiciliği ve kurgusundaki ters köşeleriyle oldukça başarılıydı. Olayların katman katman açılması ve her yeni bilginin önceki doğruları sarsması, okuma deneyimini daha da güçlü hale getiriyor. Polisiye ve gizem sevenler için kesinlikle keyifle okunacak bir eser.
TAVSİYEMDİR
Kitapla kalın