Kitap 20. yüzyılın başlarında Sovyet Yönetiminde olan Kırgızistan topraklarının, bir Kırgız köyünde geçmekte.
Kitabımızdaki anlatıcı yani "ressam" bir tablo çizmeye çalışmaktadır ama taslaktan öteye gidemez ve taslakları bebeklere benzeterek, onların büyüdüklerinde nasıl biri olacakları hakkında konuşmak ile taslakların son halini aldığında, nasıl bir resim olduğu hakkında konuşmayı birbirine benzetir.
Anlatıcı çocukluğunu hatırlar köyünü ve arkadaşları ile oyunlar oynadığı kavaklı bir tepeyi. O tepeye "Duyuşen'in Okulu" dendiğini çokça duymuştur ama ne hikayesini bilir nede Duyuşeni tanır. Zaten okulun yerinde yeller esmektedir. Biraz araştırdıktan sonra Duyuşen'in köydeki yaşlı bir postacı olduğunu öğrenir hatta onu tanıdığını hatırlar.
Bir gün köyden bir telgraf gelir ve köydeki okul açılışına çağırılır. Açılışa orta yaşlarda bir kadın olan akademisyen Altınay Süleymanovna'da katılmaktadır. Yıllardır Köye uğramamıştır. Köye gelindiğinde açılış yapılır ve Altınay Süleymanovna sevgi ile karşılanır kendisi bile bu ilgi karşısında şaşırır. Ressam ve Altınay Süleymanovna bir evde ağırlandığı sırada bir postacı gelir, gelen postacı Duyuşen dir. Daha sonra Altınay Süleymanovna bir gece kalmak için söz vermesine rağmen acele ile çıkar ve şehre dönmek için yola koyulur ressam peşinden gider Altınay ise ona bir mektup verir ve asıl hikaye bu mektupta gizlidir.
Mektup Altınay tarafından yazılmıştır ve anlatıcı olan ressama ulaşır.
Henüz 14 yaşında olan Altınay hem yetim hem öksüzdür. Teyzesi ile yaşayan Altınay evde bir hizmetçi görevi görmektedir resmen. Teyzesi ona sürekli kötü davranır.
Duyuşen askerden yeni gelmiştir. Bir Sovyet askeri olarak askerde sadece okuma yazma öğrenmiş ve köyde öğretmenlik yapmak istemektedir. Köydeki tepede, eski harap olmuş ve yıkık dökük bir samanlık vardır. Duyuşen bu samanlığı onarmak ve okula çevirmek ister. Köy bu zamana kadar mollalar dışında bir öğretmen görmemiştir ve çocuklarını okutmaya karşıdır. Uzun uğraşlar sonucu samanlığı onarmaya başlar köylü ona "enayi" gözü ile bakar ve aşağılar. Altınayın dikkatini çok önceden çeken Duyuşen, kapı kapı gezer ve öğrenci toplar Altınayın evine geldiğinde teyzesi ona zorluk çıkarır ama Duyuşen istediğini alır ve köydeki çocuklara eğitim vermeye başlar. Onlar için bir çok fedakarlık yapan Duyuşen öğretmen bir yandan köydekilerle bir yandan geçim sıkıntısı ile uğraşır. Altınay öğretmenine hayranlık besler köyde olmadığında onun yolunu gözler ve sevinçle okula gider. Aradan bir yıla yakın süre geçer teyzesi Altınay'ı evlendirmek ister. Okuldan zorla almak için kapıya dayanırlar. Duyuşen öğretmen karşı çıkar ama kalabalık geldikleri için Altınay'ı koruyamaz ve Altınay kaçırılır...
Genç yaşta evlendirilen Altınay köyünden, arkadaşlarından, okulundan ve öğretmeninden ayrı düşer. Artık başka köydedir. 15 yaşındaki Altınay kaçmaya çalışırken çadırın etrafında at sesleri duyar, gelen, öğretmeni Duyuşen ve birkaç jandarmadır. Öğretmeni Altınay'ı kurtarmıştır onun köyde kalamayacağını anlamış ve kente okuması için göndermiştir.
Aradan yıllar geçer Altınay bir akademisyen olur Duyuşeni yıllarca arar savaş zamanı olduğu için çok telaşlanır. Savaştan sonra da kahramanını arar ama yolları bir türlü kesişmez. Ta ki bu güne kadar.
Altınay gerçek ilgi ve sevgiyi hak eden Duyuşen öğretmeni (ilk öğretmen) yerine köydekilerin ilgisini kendisi görünce utanır ve onu ne kadar sevip özlese de onun yüzüne bakamaz...
Mektubu okuyan Ressam ise Duyuşen'i çizmeye karar verir, kim bilir belki de Altınay'a hediye etmek içindir:)