Puan vermedi·219 syf.··Beğendi
· Roman bir cinayetle açılıyor ancak sayfalar ilerledikçe anlıyoruz ki Ramallah’ta Cinayet ne klasik bir polisiye ne de yalnızca aşkın peşinde koşanların hikâyesi. Abbad Yahya’nın gazetecilik geçmişinin bir yansıması olarak bölüm başlarına yerleştirilen haberler ve veriler, anlatının o "gerçeklik" ayağını öyle sağlam kuruyor ki okurken kurguyla gerçeğin arasındaki o ince çizgi tamamen siliniyor.
Kurgu olsa da her satırında hayattan ve ne yazık ki çok tanıdık acılardan beslendiği her cümlede hissediliyor. Bir tarafta toplumsal yozlaşma ve kadın cinayetlerinin yarattığı o ağır yük, diğer tarafta baskılanan kimliklerle özgürleşmeye çalışan bireyler arasındaki bitmek bilmeyen sancı...
Rauf, Nur ve Visam’ın kesişen hayatları üzerinden Ramallah sokaklarında karış karış gezerken aslında "görünenin" ötesindeki o karmaşık dünyanın kapılarını araladık. Son bölümde cinayete dönüldü evet ama kitap bittiğinde beni meşgul eden düşünceler bir katilin kim olduğundan ziyade o coğrafyada "insan kalabilmenin" ne kadar zorlu bir zanaat olduğuydu.
Livera Yayınevi’nin Ortadoğu Kitaplığı serisi bölgeyi sadece manşetlerden değil insan hikâyeleriyle tanımamızı sağlıyor. Coğrafyanın ruhuna dokunan, içten ve sahici bir seçki. Nitelikli edebiyat sevenler için gerçekten çok kıymetli.