Puan vermedi·200 syf.····Okunma: 29 Nisan 2026 14:35 Her kuvvetli his gibi tereddüt de insanı öldürebilir, hareketsiz ve mefluç bırakabilir. İnsanı yaşamaktan korkutan bir duygudur tereddüt.
Bundan dolayı evlenmemişti ikisi de; çünkü ikisi de bir kararın içine bütünüyle girecek cesareti kendilerinde bulamıyordu. İnsan tereddüt ederse serçe parmağını dahi kıpırdatamazdı; evlilikti bu cesaret olmadan nasıl mümkün olacaktı?
Yalnızca Muallâ değil, muharrir de tereddüt ediyordu. Roma ile İstanbul arasında, samimiyet ile hile arasında, ölüm ile hayat arasında tereddüt ediyordu.
Hayır… Hayır… Yalnızca bireylerin kararsızlığı değildi bu; bir çağın tereddüdüydü.
Yıkılıyor… Her şey yıkılıyordu… Sadece binalar ya da fikirler değil; insanın kendi iç merkezi çöküyordu. Bu yüzden muharrir de Vildan da sürekli kaçmak, yer değiştirmek, başka bir hayatın içine sığınmak istiyorlardı. Ama nereye giderlerse gitsinler kendi içlerindeki şüpheden kaçamıyorlardı.
Şüphe bazen zekânın en sivri noktasıdır. Fakat insan sürekli tereddütte kalırsa hayatın dışında kalır. Düşünmekle yaşamak arasındaki çizgiyi kaybetmeye başlar.
İnsan bazen karar veremediği için değil, fazla düşündüğü ve fazla hissettiği için yorulur. Çağ değişse de insanın içindeki o bölünmüşlük hâli değişmiyor.
Belki de şüphe ve tereddüt çukurundan çıkabilmek için insanın, kendi içinde yaslanacağı sağlam bir zemine ihtiyacı vardır.