Aylar önce okumama rağmen hala aklımda olan kitaplardan biri. Ve ara ara baktığımda da hala sitedeki tek okuru benim kitabın. En azından kayıtlı olan tek okur benim. Bu da sanki inceleme yazmam gerekiyormuş gibi hissetmeme sebep oluyor :)
Yazardan okuduğum ilk kitap olmasına rağmen anlatımını da bakış açısını da çok beğendim. Hayat Size Hipopotamlar Verdiğinde Kitabını da en kısa zamanda alıp okuyacağım. Akıcı bir dili var. Delidolu bir anne ve kızının hikayesini okumaya başlıyoruz. Başta kilisede kalan anne kız, annenin delidoluğu yüzünden yerlerinden olurlar. Annenin ayakkabılara inanılmaz bir düşkünlüğü vardır. Böylece Buenos Aires'te iyi bir ayakkabı dükkanında iş bulur ve hayatları yavaş yavaş şekillenmeye başlar. Sonrasında ortaya çıkacak bazı olaylar onları Kanada yakınlarında bir adaya kadar sürükler.
Annesi Fabiola ve Lita'nın hayatları bu küçük adada sürmeye başlar. Annesi bu küçük gösterişsiz adada bile kendi olmaktan vazgeçmez ama tabii hayatta olduğu gibi kitapta da bunun bedelleri ile karşılaşır. Zaman zaman bana, kadının nasıl bir anne olduğunu sorgulattı açıkcası. Bilinen kalıpların dışında bir anne. Ada sakinleri Bay Saito'yu beklerken Fabiola adadan gitme planları yapar sürekli. Lita ise hem Bay Saito'yu merak ettiği için hem de adadan gitmek istemediği için sürekli annesinin planlarını baltalar.
Ve nihayetinde Bay Saito geldiğinde herkesin beklediğine değer. İlk sinema deneyimleri hep çok ilginç gelmiştir bana. Seslendirme, sahne planlamaları sinemaya dair de birçok detay vardı. Bu yüzden kitabın bu kısmını daha bir sevdim. Hatta filmi çekilmesi gereken bir kitap bence. Ve ben olsam bu kitapta ana karakter baştan sona Bay Saito olurdu :) ama yazarın takdiri farklı. Yine de çok zevkliydi okuması.
Bay Saito Lita için bir öğretmen gibi belki hiç görmediği babasınında yol göstericiliğini üstlenmişti. Bir yetimhanede göstereceği filmde annenin öldüğü kısmı kestiğini anlatır Bay Saito. Lita o sıra aşk acısı çekmektedir ve bu ona bir fikir verir. #295729863
Sonra filmden o anı çıkardığı için sonraki sahnelerin izleyenlerde gereken etkiyi yaratmadığını anlatır.
#295883540
Kitabın özellikle bu bakış açısını çok sevdim. Hepimizin hayatında keşkeler vardır. Keşke o şehre gitmeseydim. O kapıdan geçmeseydi. Ya da tam o kapıdan geçerken kafamı kaldırıp bakmasaydım. O anın tamamı beynime kazınmasaydı. Hadi kazındı bari silebilseydim. Bir durak önce inseydim de karşılaşmasaydık( mümkün mü :) ) Ama bizi biz yapanda bu anların toplamı aslında. Tüm bunlar olmamış olsa bambaşka insanlar olurduk. Biz olamazdık yani. Yazarında bu durumu filmin kesilen sahnesi üzerinden bu kadar güzel anlatmasına bayıldım.
Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar.