Neden bu kitap?
Son günlerde Cemil Meriç ile Batı'nın kavramsal işgalini, Bill Readings ile akademik kurumların çöküşünü tartıştık. 102. günümüzde, Batı sosyolojisinin en büyük yanılgılarından birini, "Ortadoğu ve Kadın" eksenindeki o kibirli oryantalist bakışı paramparça etmek için Harvard'lı tarihçi ve sosyolog Leila Ahmed'in A Quiet Revolution eserine gidiyoruz.
Yirminci yüzyılın başlarında, Batılı seküler düşünürler (ve onların Doğulu kopyaları), eğitimin ve modernizmin yayılmasıyla başörtüsü gibi dini sembollerin tamamen tarihe karışacağından emindiler. Bu onlara göre kaçınılmaz bir evrim yasasıydı. Ancak 1970'lerden itibaren tam tersi oldu: Örtü geri döndü. Hem de köylerde değil; Kahire, Londra ve New York'un en prestijli üniversitelerinde, tıp fakültelerinde ve mühendislik kampüslerinde. Leila Ahmed, bu sarsıcı kitabında bu dönüşümün kodlarını çözer: Bu yeni örtünme dalgası, geçmişe körü körüne bir dönüş veya erkek egemen bir baskının sonucu değildi. Aksine; son derece eğitimli, politik olarak bilinçli kadınların, Batı emperyalizmine, dayatılan tüketim kültürüne ve yozlaşmış sistemlere karşı kendi kimliklerini merkeze alarak başlattıkları, bilinçli ve "sessiz bir devrimdi." Batı'nın "kurtarılmaya muhtaç, ezilmiş kadın" fantezisi, bu entelektüel direniş duvarına çarpıp darmadağın olmuştur.
Sizce modern dünyada gördüğümüz semboller geçmişin karanlık kalıntıları mı; yoksa dayatılan o tek tip, ruhsuz ve obez "Batı kalıplarına" karşı çekilmiş en keskin fikrî kılıçlar mı?
#kitap #leilaahmed