Pinhan Yayıncılık’ın Şamanizm serisinin üçüncü kitabı, aslında bize çok uzak sandığımız bazı inanışların hâlâ hayatımızın içinde olduğunu gösteriyor. Kitabı okurken sık sık “Biz bunu hâlâ yapıyoruz ya” dediğim yerler oldu. Eski Türk inanışlarının zamanla İslamiyet’le nasıl iç içe geçtiğini görmek gerçekten ilginçti. Özellikle halk arasında hâlâ devam eden bazı alışkanlıkların kökenini öğrenmek kitabı daha da sürükleyici yaptı.
Kitapta geçen şifa ritüelleri ve eski gelenekler bana en ilginç gelen kısımlardan biriydi. Farklı dönemler, farklı yerler olsa da insanların iyileşmek için benzer şeylere yönelmesi dikkat çekiciydi. Bazen Anadolu’da duyduğumuz bir inanışın izini Orta Asya’da görmek insanı şaşırtıyor. O bağlantıları okumak güzeldi.
Orta Asya’yla ilgili bölümlerde de geleneklerin hâlâ tamamen kaybolmadığını görmek etkileyiciydi. Modern dünyaya rağmen bazı ritüellerin yaşamaya devam etmesi kitabın en merak uyandıran taraflarından biri olmuş. Özellikle şifacılarla ilgili anlatılanlar bayağı ilgimi çekti.
Türkiye’den verilen örnekler ise kitabın en tanıdık kısmıydı bence. Kurşun dökme, Alkarısı inanışı, nazarla ilgili yapılan şeyler… Bunların çoğunu çevremizden az çok duymuşuzdur zaten. Okurken insan ister istemez kendi çocukluğunu ya da büyüklerinden duyduğu şeyleri hatırlıyor.
Genel olarak kitap bana ağır bir akademik çalışmadan çok, kültürümüzün geçmişine doğru yapılan ilginç bir yolculuk gibi geldi. Konuya merakı olanlar için sıkmadan okunabilecek, düşündüren ve yer yer şaşırtan bir kitap olmuş. Özellikle “Bugün yaptığımız bazı şeylerin kökeni nereden geliyor?” diye merak edenlerin ilgisini çekeceğini düşünüyorum.