Gönderi

İZ BIRAKMAK UĞRUNA!
9/10
·303 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 09:35
Yazmak, bir delilik hali bana kalırsa. İnsanın, kafasında başka biri varmış ve onunla konuşuyormuş gibi davranmasının başka bir açıklaması olabilir mi? Hele etrafında kafasındakileri dökebileceği, paylaşabileceği biri yoksa... Neyse ki biz şanslıyız, 1k var. Bu incelemeyi yazabilmek için günlerdir zamanı kolluyorum. Zira kafamdaki düşünceler susmak bilmedi kitabı bitirdiğimden bu yana. Öyle oluyor kimi zaman. Bazen bir kitabı okurken, henüz ortasında, kafamda düşünceler şekillenmeye başlıyor. İnceleme yazmam gereken ya da yazma ihtiyacı duyduğum kitaplar böyle belli ediyor kendini. Bazı zamanlar uykumda bile rahat bırakmayınca cümleler, gece kalkıp yazmak, kafamı boşaltmak, en azından o cümlelere, kaybolmadan bir yer bulabilmek iyi hissettiriyor. Çantamda her zaman not defteri ve kalem bulundurmaya çalışırım. Bazen dışarıda okuyorsam ihtiyacım olabiliyor. O da yoksa telefona kaydediyorum beliren cümleleri. Yazmak bir delilik hali demiştim ya, yazmazsam delirecekmişim gibi hissettiğim zamanlarda başladım aslında yazmaya. Yanlış hatırlamıyorsam, ortaokul zamanlarıydı günlük tutmaya başladığım yıllar. Kaç defterim birikmişti, hatırlamıyorum şu an. Evlendikten sonra, belki geçmişle arama bir çizgi çekmek, belki de temiz bir sayfa açmak için, bilemiyorum, hepsini yakmıştım. Şu an düşündüğümde, aslında kitabı okurken aklıma düşen anılardan sonra, pişman olduğumu fark ettim. 'Keşke yakmasaymışım' dedim. Tüm gençliğim vardı o defterlerde, ilk aşklarım, hayal kırıklıklarım, sevinçlerim, hayallerim, üzüntülerim ve tabi ki saçmalıklarım. Yine de beni ben yapan, bugünlere hazırlayan her şey... Belki çocuklarımı yetiştirirken bana bazı şeyleri anlamamda yardımcı olurlardı. Çünkü biz yetişkinler bazen sanki şu halimizle doğmuşuz gibi davranabiliyoruz. Zor zamanlarda bana rehber olabilirlerdi. Şu an yeni defterler birikiyor tabi. Yazarın da dediği gibi "Yazmak, gerçek dünya canınızı fazla acıttığında kendi dünyanızı şekillendirme gücü verir insana." (syf:217) Bu kitabı, yeni bir kitap sipariş listesi hazırlarken, rastgele çok satanlarda gördüğüm için son dakika sepete ekleyip sipariş etmiştim. Normalde kitap alırken yorumlara bakıp araştırmadan almam. Bazen böyle hoş tesadüfler olabiliyor. Fakat sonradan yorumlarına baktığımda hayal kırıklığı yaşadım. Çoğu yorum beklentileri karşılamadığı yönündeydi. O nedenle birkaç aydır kitaplığımda beklemedeydi. Sonra bir gün bir arkadaşımla kitap puanlaması üzerine yaptığım bir tartışma geldi aklıma. Arkadaşım, kitap kötüyse kötü puan verilmesi gerektiğini savunuyordu, bense yedi puanın altında bir puan vereceksem hiç puan vermemeyi tercih edeceğimi söylüyordum. Çünkü biz oturduğumuz yerde o kitabı okuyup beğenmediğimizde bir tuşla onun iyi olup olmadığına karar verirken o kitabı yazmak için nasıl emek harcandığını bazen gözardı edebiliyoruz. O kitap, neye, kime göre kötü? Herkesin okuma alanı farklıdır. Ben roman sevebilirim, başkası o romanı vasat bulabilir. Kimi felsefe sever kimi tarih, kimi dini kitap sever kimi fantastik. Bu çoğaltılabilir. Bana bir tarih kitabı sıkıcı gelir, beğenmem düşük puan veririm ama başkası on puan verebilir. Bu durum bana haksızlık gibi gelmişti. O düşünceyle kitaba bir şans vermeye karar verdim. Çoğu incelememde sanırım bunu dile getirmişimdir. Herkes bir kitabı okurken kendinden parçalar bulur. Ben de yazmayı sevdiğim için hem yazar hem kitap bana çok yakın hissettirdi. Çoğu cümlede kendimi gördüm. Kitabın baş karakteri kötü olunca bazen okunası gelmiyor, biliyorum. Kendince haklı sebepleri olsa da tasvip edilecek türden davranışlara sahip değildi tabi ki. Fakat yazarlık kadar diğer sanat dalları da sanırım aynı dertten müzdarip. Her sanatçı, yarattığı şeyin beğenilmesini bekler. Bir şarkıcı şarkısı çok dinlenirse mutlu olur, bir yazar kitabı çok satarsa, bir ressam resimleri beğenilip alınırsa... Bunun maddi boyutu da var tabi... Fakat her alanda olduğu gibi sanat alanında da zamanla yarış var. Üstelik bir sanatçının en büyük korkusu unutulmak iken... Çağa ayak uydurmak, kitlelerin dikkatini çekebilecek yeni bir şey sürekli olmak zorunda. Buna piyasadaki rekabet ve kıskançlığı da eklerseniz, sürekli bir şeyler yaratma zorunluluğu doğuyor. Bir ara bir film izlemiştim. Baş karakteri şarkıcıydı. Uzun zamandır yeni bir şarkı ya da albüm çıkaramamıştı. Üstelik yaşı da ilerlemiş olduğu için ondan sonra gelen daha genç, daha güzel kadınlar da varken, ününü geri kazanmanın yanında kendinden genç kadınlarla rekabet edebilmek için güzelliğini korumak, fit kalmak zorunda hissediyordu. Başka türlü piyasadan silinip gitmesi an meselesi idi. Yeni bir şarkı çıkarana kadar gündemde kalmak uğruna, daha önce genç bir hayranından aldığı bir davette görünüp, sosyal medyada kendini gösterebilme peşine düşmüştü. Şans bu ya; orada rastladığı kişiyle yaşadığı aşk, ona yeni bir şarkı için ilham olmuş ve yeniden popüler olabilmişti. Bu tür durumlar yazarlar için de geçerli. Bir yazar için, her şey yazılacak bir malzemedir aslında. Tüm konular bitse bile kendini anlatan bir kitap yazabilir insan belki. Fakat önemli olan okuyucunun ne beklediği. Evet, biz okuyucular bazen umduğumuz şeyi bulamayabiliyoruz. Herkes kitap yazmamalı bence de. Ben yazmayı çok seviyorum, ama bir kitap yazmak bambaşka bir serüven. Okuyucuya istediğini verebilmek, duygularına, anılarına dokunabilmek çok özverili bir çalışma gerektirir. Bu nedenle bir kitabı okurken bir eleştiri yapmadan önce, o yazarın nasıl meşakkatli yollardan geçmiş olabileceğini, nasıl bir emek harcadığını bir kez daha bir düşünün, olur mu? Ben bu güzel kitabı bizimle buluşturduğu için yazarın önünde saygıyla eğiliyorum. Olur da bu kitaba bir şans verirseniz, beklediğiniz heyecanı, aşkı ya da aksiyonu bulamayabilirsiniz. Fakat güzel bir yazarlık hikayesi okuyabilirsiniz. Hiç mi beğenmediniz? Olabilir. En azından lügatınıza birkaç yeni kelime eklemiş olursunuz. Ben birkaç tane ekledim bile: 'Simulakr', 'Nerdlük', 'Tretman', Diaspora'... Şimdiden iyi okumalar.
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,2bin okunma
·
183 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.