·400 syf.··Beğendi
···Okunma: 06 Mayıs 2026 19:13 Orhan Kemal'in 'ağlayarak yazdım' dediği romanı El Kızı.
Orhan Kemal'den okuduğum ilk eseri oldu. Çok severek okuduğum akıcı ve yalın diliyle zorlanmadan gayet rahat bir şekilde okursunuz 400 sayfalık bu güzel eseri.
Orhan Kemal’in "El Kızı" romanı, toplumun vicdanını ve aile kurumunun karanlık köşelerini en iyi deşen eserlerden biridir. Kitabın sonlarına yaklaşırken hissettiğin o "adalet" arayışı, okuru tam olarak bırakmak istediği yerdir. Bu kitap sadece bir aile dramı değil, "el kızı" olarak yaftalanan bir kadının, bir yabancının, kapalı bir aile yapısı içinde nasıl öğütüldüğünü gösterir. Hacer karakteri üzerinden, dürüstlüğün ve saflığın, dedikodu ve önyargı karşısında ne kadar savunmasız kalabileceğini iliklerine kadar hissediyorsunuz. İlk 20 sayfada anlıyorsun: Bu kitap seni üzecek. Ama ağlatmak için değil. Orhan Kemal "bakın ne kadar acı çekiyor" diye ajitasyon yapmıyor. Sadece Nazan'ın hayatını önüne koyuyor ve "buyur" diyor. Kitabı okurken sinir. Çaresizlik. Sonra yine sinir. Evdeki herkesin yükü onda. Kaynana desen ayrı bir dert, koca desen başka. Adam evde yok gibi. Nazan konuşsa suç, sussasa suç. "El kızı" lafını her duyduğunda senin de için daralıyor. Çünkü biliyorsun, mesele sadece bir kelime değil. Bir evde istenmemek, fazlalık gibi hissetmek. En can yakan tarafı da şu: Nazan kötü bir karakter değil. Saf, iyi niyetli. Ama sistem onu eziyor. Ekonomik özgürlüğü yok, sırtını dayayacağı kimse yok. Orhan Kemal bunu sana bağırarak değil, mutfaktaki tencerenin sesiyle, yırtılan çorapla, kaynananın imalı bakışıyla anlatıyor. 1960'ta yazılmış ama hâlâ güncel. Bugün de bir sürü Nazan var. İsimler değişmiş, şehirler değişmiş ama "el kızı" muamelesi aynı. Kitabı kapatınca Mazhar'a kızıyorsun, kaynanaya sövesin geliyor, ama asıl kızdığın şey düzenin kendisi oluyor. Mutlu son arıyorsan, umut dolu cümleler istiyorsan bu kitap değil. Orhan Kemal gerçekçi. Acıtıyor ama yüzünü başka tarafa çevirmene izin vermiyor. Sen okurken hangi sahnede "yeter artık" dedin? Benim için Nazan'ın çeyiz sandığına bakıp ağladığı sahneydi. O sandık, hayallerinin tabutu gibi. Keyifli okumalar.