Büyük Kurt ve Küçük Kurt güneşli tepelerinde çok güzel bir portakal görürler. Portakal o kadar alımlı, öylesine yuvarlak ve acayip bir turuncu ki ikisi de ona ilk ulaşan olmak istiyor. Portakalı önce kapan büyük Büyük Kurt oluyor; fakat Küçük Kurt’un çok üzüldüğünü görünce ona hızla fırlatıyor. Güzelim portakal küçük kurdun kulaklarını sıyırıp tepeden aşağı yuvarlanıyor ve beton ormanın içinde kayboluyor. Küçük Kurt portakalı bulmak için hemen peşinden gidiyor ancak uzun süre geri dönmeyince Büyük Kurt çok endişelenip onu aramaya çıkıyor.
Beton ormanın içinde Küçük Kurt’u ararken Büyük Kurt için portakal artık önemini kaybediyor. Asıl değerli olanın portakal değil, arkadaşı Küçük Kurt olduğunu anlıyor. Nihayet küçük kurdu yeniden bulduğunda o tupturuncu güzelim portakalı göstererek “işte, sana getirdim” diyerek uzatıyor. Başka bir demesine gerek kalmıyor. Arkadaşı için o kadarı bile yeterli oluyor. Küçük bir meyve yüzünden başlayan rekabetin, sevgi ve dostluğun değerini anlamaya dönüşmesini hem büyüklere hem de küçüklere anlatan güzel bir final olmuş seri için.