Gönderi

10/10
·327 syf.··
2026 13. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 22:03
Kitap, Osmanlı’dan beri hala sancılarını çekiyor olduğumuz modernleşme sürecini, cumhuriyetin ilk dönemlerinin İstanbulu ve o İstanbul’da yaşayan birbirinden ilginç “gündelik insan fragmanları (yani yaşanmış insan hikayeleri)” üzerinden anlatıyor. Evet kitap, İstanbul üzerinden modernleşme sürecimize odaklanıyor. Ancak her an şu soruyu sorarken buldum kendimi; “ gerçekten modernleşiyor muyuz?” yoksa “ Modernleşme idealize edilmiş bir değişim süreci mi?”  Kitabın ilk çıkış noktası; modernleşmenin sadece toplumu yönetenlerin aldığı kararlarla yürüyen bir değişim olmaması. Devlet güdümünde bağımsız, evrensel bir modernleşmenin de olduğu. Bu değişim, insanın içinde bulunduğu çevresel koşullarla oluşuyor. 19. yüzyıl bütün dünya gibi Türkiye içinde modernleşme açısından çok önemli bir dönem. Teknoloji, endüstriyel devrim, kapitalizm küresel olarak dünyayı dönüştürüyor. İstanbul’a da bunun yansımaları oluyor. Nüfus artışı, plansız da olsa değişen ve dönüşen şehir, zengin-fakir ayrımının ortaya çıkması… 20. yüzyıl başlarken sinema İstanbullulara dünyanın kapısını açıyor. Kitap bütün bu araçların İstanbullulara yaşattığı değişimin “ modernleşme” olarak anlaşılabileceğini iddia ediyor. Kitap 19. yüzyılın ikinci yarısında gelişen şehiriçi ulaşımın İstanbulluların birbiriyle karşılaşmasını, tanışmasını, karşı cinsi rutin olarak görmesini, birbirleriyle kaynaşmalarını, şehrin süreklislar arasında gidip gelmelerini, kadınların kamusal yaşamda daha sık görünmesini, bütün bunların sağladığı değişimi anlatıyor. Kitap ayrıca Konut, mahalle, şehrin dönüşümü ile insanların yaşamının karşılıklı nasıl evrildiğini de ele almış. Ahşap evlerden-beton binalara değişimin, Siyasal iktidarın yapısı, mülkiyet şekli ve maliyetle nasıl bir ilişkisi olduğunu gösteriyor. aynı binayı paylassan farklı din ve kültürden insanların birbirlerine karşı mahremiyetleri korumalarının nasıl zorlaştığını gösteriyor. İstanbulluların gelir düzeyleri düştükçe sanılanın aksine birbirleri arasındaki farkları abartmak yerine görmezden geldiklerini gösteriyor. Yıllardır birbirinden ayrı ve yan yana yaşayan Hemşerileryn artık birlikte aynı mekanı paylaştıklarını, komşuların artık ait oldukları kimlikten ziyade ceplerindeki parayla ilişkilerini düzenlediklerini, bu zorunlu kolektifliğinde yalnızlığı doğurduğunu savunuyor. Yazarın ele aldığı açıdan Cumhuriyet döneminde gündelik hayat çizgisinin bir diğer katmanını sinema oluşturuyor. Sinema, değişen İstanbullulara bir başka referans noktası sağlıyor. İnsanların idol haline gelen film yıldızı gibi saçlarını kestirmesi, giyimi, hatta davranışları Cumhuriyet döneminde eleştiriledi, bilakis güzellik bir film yıldızını andırmakla eş anlamlı hale geliyor. Bu anlamda sinema kişiyi, bulunduğu coğrafyadan koparıp birbirine benzeten bir etkiye sahip. Bütün bu zaman içinde değişen süreç İstanbullular farklı duygu ve davranışlara büründüüyor. İşte bu değişimi araştırma “modernleşme” olarak adlandırıyor. Bütün bu süreçler, bir Siyasal gücün yönlendirmesi olmadan bir değişim yaratıyor. Bu değişime bağlı olarak değer yargıları değişiyor. Ortaya çevrenin değer yargılarından daha bağımsız İstanbullu bireyler çıkıyor. Bu değişim bir yanıyla da modernleşme ile gelen İstanbulluların cemaatten-bireye evrilme süreci. Sonuçta İstanbul, Osmanlı’dan itibaren başlayan modernleşme sürecini, Cumhuriyet’le keskinleştirmiştir. Ancak İstanbul her zaman doğunun yanında batıyı; eskinin yanında yeniyi; geçmişin yanında bugünü barındırıyor. Rahat okunan, belgesel yanı kuvvetli, içinde birbirinden eğlenceli ve enteresan anılar da barındıran çok keyifli bir kitap olmuş. Dönem tarihine, Cumhuriyet tarihine, sosyoloji ve insan hayatlarına meraklıysanız mutlaka okumanızı tavsiye ederim. 
Projesiz ModernleşmeHakan Kaynar · İstanbul Araştırmaları Enstitüsü · 20127 okunma
·
31 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.